Geçen hafta Kadıköy’de bir arkadaşım, 3.000 TL’ye online sipariş ettiği kulaklığı açınca içinden taş çıkınca, durumu hem satıcıya hem de Tüketiciyi Koruma Derneği’ne bildirdi. Neyse ki derneğin desteğiyle para iadesini kopardı ama o iki hafta yaşadığı stres, ayrı mesele. Özellikle bu aralar şikayet siteleri, sosyal medya ve forumlar “ayıplı mal” ve “sanal dolandırıcılık” hikayeleriyle dolup taşıyor.
2024’te Ticaret Bakanlığı, yalnızca elektronik ürünlerde 2.100.000’den fazla ayıplı ürün başvurusu almış. Sadece Hepsiburada, Trendyol gibi platformlarda değil, Instagram ve WhatsApp üzerinden “butik” diye pazarlanan ürünlerin de içinden alakasız ürünler, hatta bazen boş kutu çıktığı söyleniyor. Garanti belgesi, fatura, iade hakkı gibi haklarını ise çoğu kişi ya bilmiyor ya da uğraşmaya üşeniyor. Bu noktada iş tamamen tüketici derneklerine düşüyor.
Sanal dolandırıcılık ise bu işin bir tık ötesi. Özellikle son iki yılda artan “sahte site” furyasında, birebir kopyalanmış banka ya da e-ticaret siteleriyle insanları keklik gibi avlıyorlar. İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün verilerine göre 2025 yılı boyunca aylık ortalama 2.700 kişi sanal dolandırıcılığa kurban gitmiş. Birçoğu parasını bir daha göremiyor.
Ayıplı mal ile sanal dolandırıcılığın farkı çok net: Birinde eline yanlış, bozuk ya da eksik ürün geçiyor; diğerinde ise çoğu zaman ürün falan gelmiyor, direkt paran uçuyor. Ayıplı malda en azından devletin ve derneklerin desteğiyle iade veya değişim hakkını kullanabiliyorsun. Dolandırıcılıktaysa iş adli makamlara kalıyor ve süreç genellikle yavaş ilerliyor. Ekim 2025’te bir yakınım, sahte Instagram sayfasından alışveriş yaptığı için 1.200 TL’sini kaybetti. Bankaya, polise, CİMER’e başvurdu ama hala “işlemdeyiz” cevabı alıyor.
Şunu da atlamamak lazım: Cayma hakkı diye bir şey var ve online alışverişte, ürün eline geçtiği andan itibaren 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden iade hakkın var. Ama bunu fiilen kullanmak için, satıcıyla didişmek, derneğe başvurmak, hatta bazen hakem heyetine gitmek gerekiyor. Türkiye’de en çok şikayet edilen ürün grupları arasında telefon, küçük ev aletleri ve kozmetik ürünler başı çekiyor.
Çözüm önerisi isteyenlere nacizane tavsiye:
- Öncelikle her siparişte fatura iste, yoksa direkt şikayet et.
- Web sitesinin adresini iki kere kontrol et, https ve kilit simgesini aramadan kart bilgisi girme.
- Ürünü açarken video kaydı al, özellikle pahalıysa—sonra “kutu boştu” derler.
- Sosyal medya üzerinden satış yapan hesaplara güvenme, mümkünse resmi e-ticaret platformlarını kullan.
- Bir sorun yaşarsan hemen vazgeçme, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvur; 7.000 TL’ye kadar olan anlaşmazlıklarda bizzat sonuç alıyorsun.
Son iki yıldaki başvurularda, derneklere yapılan şikayetlerin yarısından fazlası çözüme ulaşmış. Yani hakkını arayan kazanıyor. Ama uğraşmaya üşenen de parasıyla rezil olmayı göze alacak.
2024’te Ticaret Bakanlığı, yalnızca elektronik ürünlerde 2.100.000’den fazla ayıplı ürün başvurusu almış. Sadece Hepsiburada, Trendyol gibi platformlarda değil, Instagram ve WhatsApp üzerinden “butik” diye pazarlanan ürünlerin de içinden alakasız ürünler, hatta bazen boş kutu çıktığı söyleniyor. Garanti belgesi, fatura, iade hakkı gibi haklarını ise çoğu kişi ya bilmiyor ya da uğraşmaya üşeniyor. Bu noktada iş tamamen tüketici derneklerine düşüyor.
Sanal dolandırıcılık ise bu işin bir tık ötesi. Özellikle son iki yılda artan “sahte site” furyasında, birebir kopyalanmış banka ya da e-ticaret siteleriyle insanları keklik gibi avlıyorlar. İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün verilerine göre 2025 yılı boyunca aylık ortalama 2.700 kişi sanal dolandırıcılığa kurban gitmiş. Birçoğu parasını bir daha göremiyor.
Ayıplı mal ile sanal dolandırıcılığın farkı çok net: Birinde eline yanlış, bozuk ya da eksik ürün geçiyor; diğerinde ise çoğu zaman ürün falan gelmiyor, direkt paran uçuyor. Ayıplı malda en azından devletin ve derneklerin desteğiyle iade veya değişim hakkını kullanabiliyorsun. Dolandırıcılıktaysa iş adli makamlara kalıyor ve süreç genellikle yavaş ilerliyor. Ekim 2025’te bir yakınım, sahte Instagram sayfasından alışveriş yaptığı için 1.200 TL’sini kaybetti. Bankaya, polise, CİMER’e başvurdu ama hala “işlemdeyiz” cevabı alıyor.
Şunu da atlamamak lazım: Cayma hakkı diye bir şey var ve online alışverişte, ürün eline geçtiği andan itibaren 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden iade hakkın var. Ama bunu fiilen kullanmak için, satıcıyla didişmek, derneğe başvurmak, hatta bazen hakem heyetine gitmek gerekiyor. Türkiye’de en çok şikayet edilen ürün grupları arasında telefon, küçük ev aletleri ve kozmetik ürünler başı çekiyor.
Çözüm önerisi isteyenlere nacizane tavsiye:
- Öncelikle her siparişte fatura iste, yoksa direkt şikayet et.
- Web sitesinin adresini iki kere kontrol et, https ve kilit simgesini aramadan kart bilgisi girme.
- Ürünü açarken video kaydı al, özellikle pahalıysa—sonra “kutu boştu” derler.
- Sosyal medya üzerinden satış yapan hesaplara güvenme, mümkünse resmi e-ticaret platformlarını kullan.
- Bir sorun yaşarsan hemen vazgeçme, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvur; 7.000 TL’ye kadar olan anlaşmazlıklarda bizzat sonuç alıyorsun.
Son iki yıldaki başvurularda, derneklere yapılan şikayetlerin yarısından fazlası çözüme ulaşmış. Yani hakkını arayan kazanıyor. Ama uğraşmaya üşenen de parasıyla rezil olmayı göze alacak.
00