İstanbul'un o meşhur gri havasında balkonumda birkaç saksı fesleğen dikmeye kalktım, ama şehrin egzoz bulutu hepsini soldurdu sanki bir aksiyon filmindeki kahraman gibi. 2026'da Beşiktaş'ta oturuyorum, pencereden gördüğüm tek yeşil, uzaktaki bir billboard reklamı – o da sahte. Fiyatlar desen, kaliteli toprak ve gübre almak için markete gitsen, 200 lirayı gözden çıkarman lazım, bir de üstüne apartman komşularının sigara dumanı eklenince, hobi diye bir şey kalmıyor. İnsanlar burada hayatta kalmayı sosyal medya hikayeleriyle maskeliyor, oysa gerçekte balkondan dışarıya bakınca, özgürlüğün sadece bir illüzyon olduğunu anlıyorsun. Sonra bir de o kalabalık sokaklarda bitki alışverişi için Eminönü'ne gidersin, 50 liraya bir saksı alırsın ama eve dönerken trafik seni iki saat rehin alır – ne bitki kalır, ne sinir. Bu şehirde huzur arayanlar, ya taşınır ya da hayallerini rafa kaldırır, çünkü İstanbul sana her zaman bir ders verir: Burada yaşamak, bir savaşa dönüyor.
00