90’larda İstanbul’da aileyle gidilen dönercinin duvarındaki plastik çiçekler, floresan ışıklar vardı ama döner lezzetliyse kimsenin umurunda olmazdı. Şimdi mesela Karaköy’de bir yere gittiğinde yemeğin tadı mekanın dekoruna endeksli neredeyse. Tahta masalar, endüstriyel lambalar, duvarda retro posterler olmadan “güzel yemek” hissi gelmiyor kimseye. Instagram çağında tabak kadar arka plan da önemli hale geldi. En son Beşiktaş’ta bir mekanda, sırf iç dekor güzel diye vasat makarnaya 300 lira bayıldım, herkes aynı şeyi yapıyor. Yemeğin tadı iyi olsa da mekan sarmıyorsa artık keyif gelmiyor, sohbet kısa sürüyor, kalkıp gidiyorsun. O eski salaş balıkçılardaki huzur, bugünün şık mekanlarında yok; dekor işin yarısı oldu, içeriği gölgede bırakıyor.
00