Adam 2026’nın Mart’ında hâlâ 1979’un kafasında. İran’ın dini lideri, Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutmakla tehdit ediyor, sanki elinde Monopoly tahtası var da “buradan kimse geçmesin” diye taş diziyor. Petrol, doğalgaz, dünya ekonomisi umurunda değil; bir açıyor ağzını, ortadoğu borsasında tsunami oluyor. Herkes tedirgin, çünkü Hürmüz dediğin yerin anahtarı elinde olan, dünya trafiğini beş dakikada kilitler. Geçen hafta Amerikan destroyeri yine “devriye geziyoruz” bahanesiyle körfezde dolaşıyordu, İran botları yine “sınır ihlali” diye yaygara kopardı.
Bir yandan bu açıklamalar, içeride ekonominin halini unutturmanın en ucuz yolu. İran’da market raflarında 2 liralık yoğurt 20 olmuş, adam hâlâ “Boğaz kapalı, kimse geçemez” diyor. Zaten içeride kimse “Hocam, boğazı kapatınca bizim cebimizde ne değişiyor?” diye soramıyor. Biraz sesini çıkaran da ya Evin Cezaevi’nde ya da interneti kesik oturuyor.
Ticari açıdan bakınca, Hürmüz Boğazı üzerinden günde 21 milyon varil petrol geçiyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri. Adam bir “kapalı” dedi mi, Brent petrolün varili 200 doları görür, Avrupa’da mazot 100 lirayı zorluyor olur. Geçen sene, yani 2025’in yazında, Yemen’deki Husiler gemilere saldırınca piyasalar 2 haftada ne hale geldi, herkes gördü. Şimdi İran doğrudan "kilit bizde" diyor, dünya hop oturup hop kalkıyor.
Bu tehditler çoğu zaman blöf ama adamların elinde patlayıcıyla dolu bir çakmak var. Bir gün gerçekten tetiğe dokunsalar, Irak-Suriye hattı yanar, Körfez ülkeleri şok geçirir. Amerikalı amca, Fransız dayı hop havalimanına koşar, “özgürlük getireceğiz” diye yola çıkar. 1980’lerdeki Tanker Savaşları’nı tarih kitaplarına yazdık, yenisini canlı yayın izleriz.
Bir de işin psikolojik tarafı var: İran, “kimse bize posta koyamaz” tribine bayılıyor. Yani içeride harabe ekonomi, dışarıda izole devlet; elde kalan tek koz bu boğazı tutmak. Yıllardır aynı hikaye, farklı dublaj. Halkı, “bakın dünya bizden korkuyor” gazıyla oyalıyorlar. “Dünya bizimle uğraşamaz” özgüveni, ülke içinde patatesin kilosuyla orantılı değişiyor.
2008’de Hamaney’in yine aynı cümleyi kurduğunu bilirim, petrol fiyatı bir gecede çakılmıştı. Şimdi seneler geçti, değişen bir şey yok. Dünya hala aynı boğazdan geçmek zorunda, İran hala aynı inattan vazgeçmiş değil.
Kimse de çıkıp “Hocam, biz o boğazı kapatırsak, kendimiz de boğuluruz” diyemiyor tabi. Herkesin elinde bir kulp, ama anahtar hâlâ o adamda.
Bir yandan bu açıklamalar, içeride ekonominin halini unutturmanın en ucuz yolu. İran’da market raflarında 2 liralık yoğurt 20 olmuş, adam hâlâ “Boğaz kapalı, kimse geçemez” diyor. Zaten içeride kimse “Hocam, boğazı kapatınca bizim cebimizde ne değişiyor?” diye soramıyor. Biraz sesini çıkaran da ya Evin Cezaevi’nde ya da interneti kesik oturuyor.
Ticari açıdan bakınca, Hürmüz Boğazı üzerinden günde 21 milyon varil petrol geçiyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri. Adam bir “kapalı” dedi mi, Brent petrolün varili 200 doları görür, Avrupa’da mazot 100 lirayı zorluyor olur. Geçen sene, yani 2025’in yazında, Yemen’deki Husiler gemilere saldırınca piyasalar 2 haftada ne hale geldi, herkes gördü. Şimdi İran doğrudan "kilit bizde" diyor, dünya hop oturup hop kalkıyor.
Bu tehditler çoğu zaman blöf ama adamların elinde patlayıcıyla dolu bir çakmak var. Bir gün gerçekten tetiğe dokunsalar, Irak-Suriye hattı yanar, Körfez ülkeleri şok geçirir. Amerikalı amca, Fransız dayı hop havalimanına koşar, “özgürlük getireceğiz” diye yola çıkar. 1980’lerdeki Tanker Savaşları’nı tarih kitaplarına yazdık, yenisini canlı yayın izleriz.
Bir de işin psikolojik tarafı var: İran, “kimse bize posta koyamaz” tribine bayılıyor. Yani içeride harabe ekonomi, dışarıda izole devlet; elde kalan tek koz bu boğazı tutmak. Yıllardır aynı hikaye, farklı dublaj. Halkı, “bakın dünya bizden korkuyor” gazıyla oyalıyorlar. “Dünya bizimle uğraşamaz” özgüveni, ülke içinde patatesin kilosuyla orantılı değişiyor.
2008’de Hamaney’in yine aynı cümleyi kurduğunu bilirim, petrol fiyatı bir gecede çakılmıştı. Şimdi seneler geçti, değişen bir şey yok. Dünya hala aynı boğazdan geçmek zorunda, İran hala aynı inattan vazgeçmiş değil.
Kimse de çıkıp “Hocam, biz o boğazı kapatırsak, kendimiz de boğuluruz” diyemiyor tabi. Herkesin elinde bir kulp, ama anahtar hâlâ o adamda.
00