Türkiye'de müzik eğitimi ya da yok sayılır ya da zengin aileler için lüks bir hobi olarak görülür. Ortada ciddi bir yapısal sorun var: müzik dersleri okullarda haftalık bir-iki saate sıkışırken, matematik ve Türkçe'ye verilen önem hiçbir zaman müzike kaymıyor. Oysa müzik öğrenme süreci, çocuğun hafızasını, konsantrasyonunu ve duygusal zekasını geliştiren en etkili araçlardan biri. Bir enstrüman çalmak öğrenmek, disiplin ve sabır gerektiriyor; sınav kaygısı yaşanmayan nadir etkinliklerden biri çünkü başarı-başarısızlık ikilisi müzik pratiklerinde kesin çizgilerle bölünmüyor. Batı ülkelerinde müzik eğitimi zorunlu ders statüsündeyken, biz hala opsiyonel muamele ediyoruz. Eğer müzik eğitimini ciddi bölüm olarak kabul edersek, çocukların sadece akademik başarısı değil sosyal uyum yeteneği de artar. Ama bu değişim eğitim politikasının temelden yeniden tasarlanmasını gerektiriyor.
00