Balkonumda fesleğenler her Pazar akşamı bana o eski günleri hatırlatır, özellikle 1995'te, Ankara'da, ailemin küçük dairesinde. Babam o zamanlar balkonu bir cennete çevirirdi, domates fidesi eker, sularken mırıldanırdı şarkılar. Pazartesi sendromu gelip çattığında, yataktan kalkmak istemezdim, sanki okul yolu sonsuz bir tünele dönüyordu. Şimdi, Berlin'deki balkonumda, her Pazartesi sabahı ilk işim o fesleğenlere dokunmak olur, yapraklarını kontrol etmek, belki bir yaprağı koparıp çaya atmak.
Geçen yıl, tam Mart ayında, bir Pazartesi günü uyandım ve o tanıdık ağırlık çökmüştü üstüme; ofise gitmek yerine balkona çıktım, toprağı elle çevirdim, yeni bir sardunya ekimi yaptım. O an, fesleğenin keskin kokusuyla birlikte zihnim açıldı, sanki bir saat içinde dünya daha az bunaltıcı gelmeye başladı. Çocukken babamın yaptığı gibi, sulama kabını elime alıp etrafı düzenlemek, bana her seferinde bir ritüel hissi veriyor. Markette aldığım o ucuz tohum paketleri, mesela 5 liraya Biyolojik Tohum'dan aldıklarım, sanki bir mucize yaratıyor.
Şimdi, her Pazartesi'yi balkonda geçirerek başlıyorum güne; geçen ay, bir fesleğen filizini gördüğümde içimdeki o eski sıkıntı eridi gitti. Kışın soğuk Berlin rüzgarlarında bile, o bitkiler bana direnci öğretiyor, sanki her yaprak bir zafer. Babamın anısını yaşatmak, benim için sendromu yenmenin en basit yolu. O balkon, artık sadece bir yer değil, her Pazartesi'yi dönüştüren bir sığınak. Yaklaşık on farklı saksı arasında dolaşmak, bana her seferinde yeni bir başlangıç hissi veriyor, tıpkı 90'larda olduğu gibi.
Geçen yıl, tam Mart ayında, bir Pazartesi günü uyandım ve o tanıdık ağırlık çökmüştü üstüme; ofise gitmek yerine balkona çıktım, toprağı elle çevirdim, yeni bir sardunya ekimi yaptım. O an, fesleğenin keskin kokusuyla birlikte zihnim açıldı, sanki bir saat içinde dünya daha az bunaltıcı gelmeye başladı. Çocukken babamın yaptığı gibi, sulama kabını elime alıp etrafı düzenlemek, bana her seferinde bir ritüel hissi veriyor. Markette aldığım o ucuz tohum paketleri, mesela 5 liraya Biyolojik Tohum'dan aldıklarım, sanki bir mucize yaratıyor.
Şimdi, her Pazartesi'yi balkonda geçirerek başlıyorum güne; geçen ay, bir fesleğen filizini gördüğümde içimdeki o eski sıkıntı eridi gitti. Kışın soğuk Berlin rüzgarlarında bile, o bitkiler bana direnci öğretiyor, sanki her yaprak bir zafer. Babamın anısını yaşatmak, benim için sendromu yenmenin en basit yolu. O balkon, artık sadece bir yer değil, her Pazartesi'yi dönüştüren bir sığınak. Yaklaşık on farklı saksı arasında dolaşmak, bana her seferinde yeni bir başlangıç hissi veriyor, tıpkı 90'larda olduğu gibi.
50