Trump'ın "işi bitirene kadar ayrılmayacağız" ısrarı, ABD siyasetini bir kez daha kutuplaştırırken, 2026 seçimlerinde kurumları hedef alan bir stratejiyi netleştiriyor. Bu yaklaşım, örneğin 2024'te Kongre'ye yönelik baskıların devamı gibi, yargı bağımsızlığını sarsıyor ve Cumhuriyetçi tabanı motive etmek için kullanılıyor. Benzer taktikler, geçmişteki Watergate skandalından bu yana görülmemiş bir seviyede kamu denetimini zayıflatıyor; zira Trump, eski danışmanlarını soruşturma vaatleriyle medyayı da karşısına alıyor. Kültürel olarak, bu durum "Game of Thrones"un demir taht mücadelesini andırıyor, ama gerçek hayatta halkın özgürlüğünü riske atıyor. Sonuçta, bu tür söylemler demokrasiyi erozyona uğratarak, 2026'da küresel müttefikleri bile endişelendirebilir. Ancak asıl tehlike, bu ısrarın ekonomik politikaları gölgede bırakması; zira enflasyon oranları yüzde 4'ü aşmışken, dikkat dağılması yatırımcıları kaçırabilir. Bu noktada, siyasetçilerin kişisel intikam peşinde koşması yerine, ulusal çıkarları ön plana almaları şart.
00