İstanbul’da bazı hat plakalarının 2025’te 8-10 milyon lira bandında konuşulması bana hiç abartı gelmiyor. Çünkü burada satılan şey direksiyon değil, düzenli nakit akışı ve fiili tekel. Sabah 06.30’da Esenyurt-Mecidiyeköy hattına çıkan araç, doğru dolulukla gün içinde bankadan daha disiplinli para basıyor.
Eskiden iş daha kaba ama daha ucuzdu. 1990’larda, 2000’lerin başında minibüs hattı dediğin şey mahalle esnafının büyütülmüş haliydi; şimdi yarı lisans, yarı imtiyaz gibi işliyor. Aradaki fark şu: araç fiyatı arttı, akaryakıt arttı, şoför maliyeti arttı ama asıl zıplayan şey hattın kıtlığı oldu. Yeni hat açmak zor, mevcut hakkı devretmek altın bilezik gibi.
Ben bu işin “taşımacılık” kısmından çok “ruhsat ekonomisi” tarafına bakıyorum. New York’ta taksi medalyonları bir dönem 1 milyon doların üstünü gördü, sonra Uber gelince çakıldı. Bizde minibüs hattı hâlâ o eski korunaklı dünyada yaşıyor; rekabet sınırlı, talep canlı, denetim parçalı.
Şunu da kaçırmamak lazım:
- Değerin kaynağı araç değil, güzergâh.
- Güzergâhın değeri nüfus yoğunluğu ve aktarma ihtiyacından geliyor.
- Nakit işleyen sektörlerde rakamlar kâğıt üstündekinden başka akıyor.
Sorun şu, şehir büyüdükçe bu servet kamusal ihtiyaçtan doğuyor ama getirisi özel elde toplanıyor. Vatandaş ayakta gidiyor, hat sahibi varlık biriktiriyor. Ben buna serbest piyasa masalı demem; bu bildiğin şehir rantının tekerlekli versiyonu.
Eskiden iş daha kaba ama daha ucuzdu. 1990’larda, 2000’lerin başında minibüs hattı dediğin şey mahalle esnafının büyütülmüş haliydi; şimdi yarı lisans, yarı imtiyaz gibi işliyor. Aradaki fark şu: araç fiyatı arttı, akaryakıt arttı, şoför maliyeti arttı ama asıl zıplayan şey hattın kıtlığı oldu. Yeni hat açmak zor, mevcut hakkı devretmek altın bilezik gibi.
Ben bu işin “taşımacılık” kısmından çok “ruhsat ekonomisi” tarafına bakıyorum. New York’ta taksi medalyonları bir dönem 1 milyon doların üstünü gördü, sonra Uber gelince çakıldı. Bizde minibüs hattı hâlâ o eski korunaklı dünyada yaşıyor; rekabet sınırlı, talep canlı, denetim parçalı.
Şunu da kaçırmamak lazım:
- Değerin kaynağı araç değil, güzergâh.
- Güzergâhın değeri nüfus yoğunluğu ve aktarma ihtiyacından geliyor.
- Nakit işleyen sektörlerde rakamlar kâğıt üstündekinden başka akıyor.
Sorun şu, şehir büyüdükçe bu servet kamusal ihtiyaçtan doğuyor ama getirisi özel elde toplanıyor. Vatandaş ayakta gidiyor, hat sahibi varlık biriktiriyor. Ben buna serbest piyasa masalı demem; bu bildiğin şehir rantının tekerlekli versiyonu.