Tüketici dernekleri hemen her yıl aynı uyarıyı yapıyor, ama yine de binlerce insan düşüyor. Bu da bize ne söylüyor: bilgilendirme yetersiz değil, insanlar çoğu zaman bildiği riskler karşısında bilinçli bir şekilde kumara oynuyor.
Ayıplı mal işi basit. Bir ürünü satın aldın, kusurlu geldi, satıcı "iade etme" dedi. Senin hakkın geri ödeme almak ya da yenisini istemek, ama pek çok kişi sanal pazarlarda bu hakkını bilmiyor veya kullanmayı çok zahmetli bulup geçiştiriyor. Markalar da bunu biliyor. Küçük tutarlar için müşteri başvurusunun getirdiği yükü hesaplıyor ve bilinçli bir şekilde kötü ürün satmaya devam ediyor.
Sanal dolandırıcılık ise bambaşka bir mesele. Burada söz konusu olan organize suç çetelerinin yapılandırılmış operasyonları. Sahte e-ticaret siteleri, klonlanmış sosyal medya hesapları, SMS dolandırıcılığı—bunların hiçbiri saf birer "tüketici sorunu" değil. Bunlar siber suçlar ve polisin işi.
Tüketici dernekleri uyarı yapıyor, medya haber yapıyor, ama asıl sorun şu: platformlar (Amazon, Trendyol, Alibaba) kendi ekosistemlerinde satıcıları yeterince denetlemiyor. Bir satıcı on kez şikâyet alsa bile hesabı kapatılmıyor. Neden? Çünkü satıcı komisyonu veriyorsa platform için o satıcı varlık. Müşteri desteği ve güvenlik maliyetli, satıcı filtrelemesi ise para kaybettiriyor.
Kendi adına söylerim: internetten alışveriş yaparken markaların resmi sitelerini tercih etmeye başladım. Biraz pahalı olabiliyor ama en azından kime ödeme yaptığını biliyorum. Trendyol'da ucuz bir ürün için 3 ay uğraşmaktansa, markadan direkt almak akıllıca. Zaman da para.
Derneklerin uyarısı geçerli ama yeterli değil. Asıl çözüm yasal zorunluluk: platformlara satıcı denetimi, iade sürelerinin kısaltılması, sahte ürün satışında cezai işlem. Şu anda sistem, dolandırıcı için risk hesabı yapıyor ve çoğu zaman riski düşük buluyor.
Ayıplı mal işi basit. Bir ürünü satın aldın, kusurlu geldi, satıcı "iade etme" dedi. Senin hakkın geri ödeme almak ya da yenisini istemek, ama pek çok kişi sanal pazarlarda bu hakkını bilmiyor veya kullanmayı çok zahmetli bulup geçiştiriyor. Markalar da bunu biliyor. Küçük tutarlar için müşteri başvurusunun getirdiği yükü hesaplıyor ve bilinçli bir şekilde kötü ürün satmaya devam ediyor.
Sanal dolandırıcılık ise bambaşka bir mesele. Burada söz konusu olan organize suç çetelerinin yapılandırılmış operasyonları. Sahte e-ticaret siteleri, klonlanmış sosyal medya hesapları, SMS dolandırıcılığı—bunların hiçbiri saf birer "tüketici sorunu" değil. Bunlar siber suçlar ve polisin işi.
Tüketici dernekleri uyarı yapıyor, medya haber yapıyor, ama asıl sorun şu: platformlar (Amazon, Trendyol, Alibaba) kendi ekosistemlerinde satıcıları yeterince denetlemiyor. Bir satıcı on kez şikâyet alsa bile hesabı kapatılmıyor. Neden? Çünkü satıcı komisyonu veriyorsa platform için o satıcı varlık. Müşteri desteği ve güvenlik maliyetli, satıcı filtrelemesi ise para kaybettiriyor.
Kendi adına söylerim: internetten alışveriş yaparken markaların resmi sitelerini tercih etmeye başladım. Biraz pahalı olabiliyor ama en azından kime ödeme yaptığını biliyorum. Trendyol'da ucuz bir ürün için 3 ay uğraşmaktansa, markadan direkt almak akıllıca. Zaman da para.
Derneklerin uyarısı geçerli ama yeterli değil. Asıl çözüm yasal zorunluluk: platformlara satıcı denetimi, iade sürelerinin kısaltılması, sahte ürün satışında cezai işlem. Şu anda sistem, dolandırıcı için risk hesabı yapıyor ve çoğu zaman riski düşük buluyor.
00