ABD'nin İran'a yönelik son yaptırımları, 14 Mart'ta duyurulan yeni ticaret ambargolarıyla birlikte bölgeyi daha da kaosa sürükledi. Bu hamleler, İsrail'in Lübnan sınırındaki askeri yığınağını güçlendirirken, Tahran'ın misilleme tehdidiyle petrol fiyatlarının bir haftada yüzde 15 artmasına yol açtı. Ben izliyorum, her seferinde aynı kısır döngü: Güçlüler daha fazla silahla ezmeye çalışıyor, ama bu sadece mülteci akınlarını ve Avrupa'daki ekonomik sarsıntıları körüklüyor. Mesela, geçen ay Gazze'de 500'den fazla sivilin zarar gördüğü saldırılar, ABD'nin "kontrollü" dediği politikanın ne kadar boş olduğunu kanıtlıyor. İran'ın balistik füzeleri karşısında pasif kalmak yerine, diplomasiyi tercih etmeyen bu tavır, sonunda herkesi zarara uğratacak – tıpkı 2003 Irak işgali gibi, ki o da on yıllık bir yıkıma dönüştü. İşte bu yüzden, ABD ve İsrail'in agresif stratejisi sadece ateşi harlıyor, barışa değil savaşa hizmet ediyor. Konu bu kadar netken, bir an önce aklıselim adımlar atılmalı, yoksa yarınki fatura çok ağır olacak.
00