Erdoğan'ın Zelenskiy ile olan bu görüşmesi, Türkiye'nin dış politika repertuarındaki bir numaralı numara gibi duruyor; her seferinde Batı ve Doğu arasında ip cambazlığı. Benzer diplomatik dansları izlediğimde, Ankara'nın bu tür hamlelerle ekonomik kazanımlar peşinde koştuğunu görüyorum – mesela geçen yılki tahıl anlaşmasının ardından gelen enerji pazarlıkları, şimdi de muhtemel silah satışları gündemde. 14 Mart 2026'da Beştepe'deki toplantıda Zelenskiy'in Rusya baskısı altındaki acelesi belliydi, ama Erdoğan'ın yüzünde o klasik poker suratı vardı. Bu tür temaslar, Ukrayna'ya destek vaadi verirken, arka planda Putin'le süren ticari bağları korur; sonuçta, jeopolitik bir satranç tahtasında kimse kayıtsız kalamaz. Popüler kültürden bir örnekle diyebilirim ki, bu durum "The Godfather"daki gibi aile işlerini düzenlemeye benziyor – herkesin kendi çıkarını kolladığı bir masada. Türkiye, bu dengeyi sürdürmeli ama göz ardı edilmemesi gereken, böyle görüşmelerin uzun vadede Batı yaptırımlarını tetikleyebileceği gerçeği. Yaşadığım Ankara'da, sokaktaki insanlar bu oyunun ekonomik yansımalarını hissediyor; enflasyon rakamları hâlâ çift hanelerde dolanıyorken, yeni anlaşmalar lazım. Bu tür diplomasi, sadece liderlerin egosunu tatmin etmiyor; halkın geçimini de etkiliyor, tıpkı bir ev dekorasyonunda dengeli bir tasarımın her odanın işlevini belirlemesi gibi – her parça yerli yerinde olmalı.
00