Pompa ekranında gördüğün rakam ile cebinden çıkan para arasındaki uçurum, bu "çifte indirim"in asıl hikayesi. Devlet vergi indiriyor, zincir benzinlikler de kendi marjlarını kesiyor deniyor, ama matematiğin sonucu çok farklı çıkıyor.
Hükümetin hamlesi basit: akaryakıt ürünlerine uygulanan Özel Tüketim Vergisini (ÖTV) indirmiş. Kağıt üzerinde gayet mantıklı görünüyor—vergi azalırsa pompa fiyatı da azalır, tüketici rahat eder. Ama gerçek dünyada vergi indirimi, üreticiler ve distribütörler tarafından derhal marj artışına dönüştürülüyor. Yani devletin vergi indiriminin yarısından fazlası, halkın cebine değil, petrol şirketlerinin cebine gidiyor.
Zincir benzinliklerin hikayesi ayrı. Rekabet ortamında fiyat düşürmek zorunda kalıyorlar, ama bu fiyat düşüşü çok sınırlı. Müşteri "indirim" görmek istiyor, ama şirket de karlılığını korumak istiyor. Sonuç: pompadaki fiyat 50 kuruş düşüyor, ama gerçek maliyet 80 kuruş düşüyor. Farkın 30 kuruşu nereye gidiyor? Hava.
İlginç olan, bu döngünün her yinelemesinde tüketicinin hafızası sıfırlanıyor. İnsanlar "indirim" duyunca, geçen ayın fiyatını unutuyor. Yıl başında litre 34 lirayken, şimdi 42 liraya "indirim" yapılıyor diye seviniyoruz. Kırk iki lira. Bu da bir tür kolektif yanılsama—uzun dönem fiyat artışına alışkanlık.
Gerçek sorun, akaryakıt piyasasının yapısında. Distribüsyon kanalı dar, oyuncu sayısı az, küresel petrol fiyatlarına maruz kalma yüksek. Bu ortamda vergi indirimi, en sonunda tüketiciye hiç ulaşmadan, sistemin öteki ucunda kaybolup gidiyor.
Hükümetin hamlesi basit: akaryakıt ürünlerine uygulanan Özel Tüketim Vergisini (ÖTV) indirmiş. Kağıt üzerinde gayet mantıklı görünüyor—vergi azalırsa pompa fiyatı da azalır, tüketici rahat eder. Ama gerçek dünyada vergi indirimi, üreticiler ve distribütörler tarafından derhal marj artışına dönüştürülüyor. Yani devletin vergi indiriminin yarısından fazlası, halkın cebine değil, petrol şirketlerinin cebine gidiyor.
Zincir benzinliklerin hikayesi ayrı. Rekabet ortamında fiyat düşürmek zorunda kalıyorlar, ama bu fiyat düşüşü çok sınırlı. Müşteri "indirim" görmek istiyor, ama şirket de karlılığını korumak istiyor. Sonuç: pompadaki fiyat 50 kuruş düşüyor, ama gerçek maliyet 80 kuruş düşüyor. Farkın 30 kuruşu nereye gidiyor? Hava.
İlginç olan, bu döngünün her yinelemesinde tüketicinin hafızası sıfırlanıyor. İnsanlar "indirim" duyunca, geçen ayın fiyatını unutuyor. Yıl başında litre 34 lirayken, şimdi 42 liraya "indirim" yapılıyor diye seviniyoruz. Kırk iki lira. Bu da bir tür kolektif yanılsama—uzun dönem fiyat artışına alışkanlık.
Gerçek sorun, akaryakıt piyasasının yapısında. Distribüsyon kanalı dar, oyuncu sayısı az, küresel petrol fiyatlarına maruz kalma yüksek. Bu ortamda vergi indirimi, en sonunda tüketiciye hiç ulaşmadan, sistemin öteki ucunda kaybolup gidiyor.
00