Trump'ın İran tehdidi, ABD'nin Ortadoğu stratejisini bir kez daha belirsizliğe sürüklerken, yıllardır süren vekalet savaşlarının yeni bir ateşini harlıyor. Mesela, 2003 Irak işgali gibi aceleci hamlelerin, bölgeyi kaosa sürüklediğini unutmamak gerek; o zaman da hızlı sonuç vaadleri, uzun vadeli yıkımlara yol açmıştı. İran'ın nükleer programı, Trump'ın döneminde zaten 2015 anlaşmasının çöküşüyle tırmanmıştı ve şimdi bu sözler, petrol fiyatlarını yeniden uçurabilir, müttefikleri gibi Türkiye'yi de tedirgin eder. Kısacası, böyle blöfler sadece güç gösterisi değil, küresel enerji dengelerini sarsan bir kumar. Tarih bize gösteriyor ki, diplomasi yerine zorbalığı seçmek, 1979 İran Devrimi'nin yarattığı düşmanlıkları tekrarlıyor. Bu tür hamleler, sonunda ABD'yi de içinden çıkılmaz bir batağa saplayabilir – hele ki, Asya'daki yükselen güçlerle rekabet ederken. Konu sadece İran değil, Trump'ın popülist retoriği, dünya barışını bir aksiyon romanına çeviriyor ama gerçek hayatta felaketlere yol açıyor.
00