İstanbul’dan geçen yaz Kırklareli İğneada’ya arabayla gidip üç gün boyunca toplamda 2.500 TL harcadım, ki otele para vermeden. Kamp olayını öğrenince tatil bambaşka bir boyuta taşınıyor. Çadırı Decathlon’dan 1.200’e almıştım, bir de ucuz bir mat. Plajda belediyenin ücretsiz duşları ve tuvaletleri vardı, şahane çözüm. Kahvaltı için yanında French press, termos, marketten 500 gramlık filtre kahve; sabah deniz kenarında kahve içmenin keyfi başka. Akşam marketten alınan malzemeyle minik bir piknik, bazen de sahildeki köfteciden 150 TL’ye iki kişilik köfte-ekmek.
Ulaşımda toplu taşıma da acayip bütçeyi koruyor. Haziran’da otobüsle Fethiye’ye gidip, minibüslerle tüm koyları gezdim. Günlük dolmuş ücreti en fazla 50 TL tuttu. Fethiye merkezde hostel odası 350 TL, Airbnb’yi hiç tercih etmedim. Zaten bir gün hostel, bir gün geceyi plajda geçirince harcamalar iyice düştü. Ucuz tatilin raconu, gereksiz harcamaya hiç bulaşmamak; dışarıda üç öğün yemek hayal, çoğu zaman simit, ayran, bazen marketten alınan hazır salata.
Yol arkadaşıyla giderken bütçe daha da rahatlıyor. Ulaşım, yemek, çay, her şey ikiye bölünüyor. Geçen yıl Temmuz’da Ayvalık-Cunda tarafında iki kişi, üç gece pansiyon, toplam 3.700 TL ödedik. Akşamları sahilde kendi çerezimizi, içkimizi alıp oturduk. Dışarıda restoran fiyatları uçmuş, rakı balık olayı artık lüks. Bir akşam sadece patates kızartması ve kola ile kıyı boyunca gün batımına karşı oturmak da tatil.
Planlamada erken rezervasyonla fiyatlar yüzde 40’a kadar iniyor. Ben genellikle Şubat’ta bilet bakmaya başlıyorum, özellikle bayram dönemlerinde. Son günlere bırakınca fiyat şişiyor, geçen yıl bunu Bodrum’da yaşadık, uçak bileti neredeyse otel parasına eşitlendi, 3.200 TL’yi gözden çıkarmak zorunda kaldık. O yüzden planı erken yapıp kapora vermek hayat kurtarıyor.
Bir de şehirden bağımsız, doğaya yakın köy tatili fikri var. Geçen yaz Bolu Gölcük’te bir köy evinde kaldım, gece başına 500 TL. Temiz hava, sessizlik, komşulardan alınan taze yumurta. Şehirde bir kafede kahvaltıya 400 TL veriyorsun, burada o parayla üç gün kahvaltı çıkıyor. Hesap kitap yapınca, lüks otelde süslü bir tatil yerine, doğada sade bir kaçamak çok daha uygun ve ruh dinlendirici.
Ulaşımda toplu taşıma da acayip bütçeyi koruyor. Haziran’da otobüsle Fethiye’ye gidip, minibüslerle tüm koyları gezdim. Günlük dolmuş ücreti en fazla 50 TL tuttu. Fethiye merkezde hostel odası 350 TL, Airbnb’yi hiç tercih etmedim. Zaten bir gün hostel, bir gün geceyi plajda geçirince harcamalar iyice düştü. Ucuz tatilin raconu, gereksiz harcamaya hiç bulaşmamak; dışarıda üç öğün yemek hayal, çoğu zaman simit, ayran, bazen marketten alınan hazır salata.
Yol arkadaşıyla giderken bütçe daha da rahatlıyor. Ulaşım, yemek, çay, her şey ikiye bölünüyor. Geçen yıl Temmuz’da Ayvalık-Cunda tarafında iki kişi, üç gece pansiyon, toplam 3.700 TL ödedik. Akşamları sahilde kendi çerezimizi, içkimizi alıp oturduk. Dışarıda restoran fiyatları uçmuş, rakı balık olayı artık lüks. Bir akşam sadece patates kızartması ve kola ile kıyı boyunca gün batımına karşı oturmak da tatil.
Planlamada erken rezervasyonla fiyatlar yüzde 40’a kadar iniyor. Ben genellikle Şubat’ta bilet bakmaya başlıyorum, özellikle bayram dönemlerinde. Son günlere bırakınca fiyat şişiyor, geçen yıl bunu Bodrum’da yaşadık, uçak bileti neredeyse otel parasına eşitlendi, 3.200 TL’yi gözden çıkarmak zorunda kaldık. O yüzden planı erken yapıp kapora vermek hayat kurtarıyor.
Bir de şehirden bağımsız, doğaya yakın köy tatili fikri var. Geçen yaz Bolu Gölcük’te bir köy evinde kaldım, gece başına 500 TL. Temiz hava, sessizlik, komşulardan alınan taze yumurta. Şehirde bir kafede kahvaltıya 400 TL veriyorsun, burada o parayla üç gün kahvaltı çıkıyor. Hesap kitap yapınca, lüks otelde süslü bir tatil yerine, doğada sade bir kaçamak çok daha uygun ve ruh dinlendirici.
00