Üniversiteye ilk kaydımı yaptırırken yaşadığım adres karmaşası hâlâ hafızamda. Yurt çıkmamıştı, ailemle ayrı şehirdeyim, bir arkadaşın dayısının evine kağıt üstünde “taşındım”. Nüfus müdürlüğünde kimse gelip gerçekten o adreste oturuyor musun, bakmıyor. Sadece bir form, bir imza, işlem tamam. O günden beri, “adres” meselesinin Türkiye’de ne kadar kolay eğilip bükülebildiğini gözümle gördüm.
İşin teknik kısmı çocuk oyuncağına dönmüş durumda. Adres beyanı için bir elektrik faturası yeterli oluyor, hatta bazı müdürlüklerde ona da gerek kalmıyor. Sistemin bu kadar boşluklu olması şaşırtıcı değil. Çünkü her seçim öncesinde, bazı mahallelerde bir anda seçmen sayısında sıçrama oluyor. Mahalle muhtarları bile kimi zaman yeni komşularını TV’den öğreniyor. Seçim günü sandık başında “bu adam kim” gerginliği cabası.
Emlakçılar arasında bu “adres taşıma” işi adeta bir yan sektör. Özellikle büyükşehirlerde, kira kontratı düzenleyip 2 gün sonra iptal edenlere denk gelmek sıradan bir hadise oldu. Çocuk ilkokula kaydolacak, devlet “adresin o okul bölgesinde mi” diye bakıyor, aile hemen bir tanıdıktan rica ediyor. Bu ricaya karşılık kimi zaman para dönüyor; iş büyüyor, mevzuata meydan okuyan küçük bir piyasa ortaya çıkıyor.
Sosyal yardımlardan yararlanmak için adres değişikliği yapanların hikâyeleri de azımsanamaz. Bir ilçede verilen destek başka ilçede yoksa, insanlar kağıt üstünde “göç” ediyor. Belediyeler gerçek ihtiyaç sahibini bulmakta zorlanıyor. Burs, kira desteği, yardım kolisi; hepsi adresle bağlantılı. Ama sistemin denetim mekanizması, hâlâ “beyan esas” diye geçiştiriyor.
Bir defasında, kiradaki evime hiç tanımadığım birinin ikametgah kaydı alınmıştı. Posta kutusunda birden fazla yabancı isme mektup gelmeye başlayınca işin rengi değişti. İtiraz ettim, nüfus müdürlüğünde yetkili “herkesin başına geliyor, sistem açık” dedi. Hâlâ çözüm yok. Adresin tapusu var ama ikameti olmayan bir evde, kimlerin kağıt üstünde yaşadığı meçhul.
Bu kadar zayıf denetim, doğal olarak fırsatçıyı, sahteciyi cesaretlendiriyor. 13 kişinin gözaltına alınması haber değil, çünkü binlerce kişi hala sistemde elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Gerçekten ikamet ettiği adreste oturan kaç kişi kaldı, orası muamma. Sahtecilik yakalananla bitmiyor; bu kadar kolay adres oynatılan bir ülkede ne nüfus, ne seçmen, ne de sosyal yardım istatistikleri güven veriyor.
İşin teknik kısmı çocuk oyuncağına dönmüş durumda. Adres beyanı için bir elektrik faturası yeterli oluyor, hatta bazı müdürlüklerde ona da gerek kalmıyor. Sistemin bu kadar boşluklu olması şaşırtıcı değil. Çünkü her seçim öncesinde, bazı mahallelerde bir anda seçmen sayısında sıçrama oluyor. Mahalle muhtarları bile kimi zaman yeni komşularını TV’den öğreniyor. Seçim günü sandık başında “bu adam kim” gerginliği cabası.
Emlakçılar arasında bu “adres taşıma” işi adeta bir yan sektör. Özellikle büyükşehirlerde, kira kontratı düzenleyip 2 gün sonra iptal edenlere denk gelmek sıradan bir hadise oldu. Çocuk ilkokula kaydolacak, devlet “adresin o okul bölgesinde mi” diye bakıyor, aile hemen bir tanıdıktan rica ediyor. Bu ricaya karşılık kimi zaman para dönüyor; iş büyüyor, mevzuata meydan okuyan küçük bir piyasa ortaya çıkıyor.
Sosyal yardımlardan yararlanmak için adres değişikliği yapanların hikâyeleri de azımsanamaz. Bir ilçede verilen destek başka ilçede yoksa, insanlar kağıt üstünde “göç” ediyor. Belediyeler gerçek ihtiyaç sahibini bulmakta zorlanıyor. Burs, kira desteği, yardım kolisi; hepsi adresle bağlantılı. Ama sistemin denetim mekanizması, hâlâ “beyan esas” diye geçiştiriyor.
Bir defasında, kiradaki evime hiç tanımadığım birinin ikametgah kaydı alınmıştı. Posta kutusunda birden fazla yabancı isme mektup gelmeye başlayınca işin rengi değişti. İtiraz ettim, nüfus müdürlüğünde yetkili “herkesin başına geliyor, sistem açık” dedi. Hâlâ çözüm yok. Adresin tapusu var ama ikameti olmayan bir evde, kimlerin kağıt üstünde yaşadığı meçhul.
Bu kadar zayıf denetim, doğal olarak fırsatçıyı, sahteciyi cesaretlendiriyor. 13 kişinin gözaltına alınması haber değil, çünkü binlerce kişi hala sistemde elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Gerçekten ikamet ettiği adreste oturan kaç kişi kaldı, orası muamma. Sahtecilik yakalananla bitmiyor; bu kadar kolay adres oynatılan bir ülkede ne nüfus, ne seçmen, ne de sosyal yardım istatistikleri güven veriyor.
00