Geçen hafta Seyhan’da, ışıklarda beklerken yolun karşısındaki kameranın benden daha uyanık olduğunu fark ettim. Kırmızı ışıkta geçmek gibi bir derdim yok ama elim direksiyonun yanında, telefonda bi mesajı okuyordum. Tam o sırada, yanımdaki arabanın şoförü camdan bana “Abi, yeni sistem başladı, ekrandan bile ceza yazıyorlar, haberin olsun!” diye seslendi. Eskiden plaka okunamaz yazısıyla kurtarırdık, şimdi ekran parlıyor diye korkar olduk.
Bu yeni uygulama Adana gibi sıcak memleketlerde insanı iyice sıkmaya başladı. İnsan camları açsa klima yetmiyor, cep telefonu elde olsa kameraya takılıyorsun. Eskiden bir polis görürdün köşede. Yolun kenarına çekilince iki laf ederdin, “Acildi, hastaydı, bi kerelik affet” derdin belki yırtardın. Şimdi affı da yok, insafı da yok; ekranın parlaklığından bile cezayı yiyorsun.
Bir arkadaş geçen ay 1.386 TL ceza yemiş; sebep, telefon ekranı açıkken direksiyonda olması. Sadece mesaj bakmak! İtiraz etmiş, “Kullanmadım, sadece baktım” diye. Ekran kaydında sürücünün gözü yolda değilmiş, bahanesi hazır. Adam diyor ki, “Kamera her şeyi görüyor, ama yaşadığım hiçbir şeyi bilmiyor.” Gerçekten de öyle. Aracın içini gören sistemle mahremiyet falan kalmadı. Yan koltukta oturanın bile kemeri takılı mı diye çek ediliyor.
APP plakadan sonra şimdi de ekran cezası, insanı direksiyon başında robota çevirdi. Hata yapacak yer bırakmadılar. Emniyet kemeri, hız limiti, telefon ekranı... Aklında sürekli “Acaba kamera beni şu an izliyor mu?” endişesiyle yol alıyorsun. Trafik güvenliği tamam, kimse kaza yapsın demiyorum ama işin ucu paranoyaya bağladı.
Geçen sene Maraş’ta bir düğüne giderken, hız sabitleyiciyle bile tedirgin sürdüm. Araba göstergede 89 yazıyor, hız limiti 90. Bir anlık dalgınlıkla 91 olup olmadığını kameradan kontrol ediyorum. Kendi arabamda şoför değil sanki uçak pilotuyum, her şeyim ekrana bağlı. Eski sistemde bir hata yapınca insan olarak muhatap bulurdun. Şimdi algoritmanın vicdanı yok, el insaf dedirtecek kimse de yok.
Bence teknolojiyi insanın hayatını kolaylaştırmak için kullanmak başka, vatandaşı tedirgin edip sürekli ceza tehdidiyle yaşatmak başka. Benim mahallede bile herkes birbirine “Yolda telefonla konuşma, ekranı açma, cama çıkma, bak kamera var” diye telkin veriyor. Eskiden polisi görünce hızını azaltırdın, şimdi kimseyi göremiyorsun ama ceza her an kapıda. Sıfır tolerans, sıfır insaniyet... Şehir hayatı ekran ışığında stresle geçer oldu.
Bu yeni uygulama Adana gibi sıcak memleketlerde insanı iyice sıkmaya başladı. İnsan camları açsa klima yetmiyor, cep telefonu elde olsa kameraya takılıyorsun. Eskiden bir polis görürdün köşede. Yolun kenarına çekilince iki laf ederdin, “Acildi, hastaydı, bi kerelik affet” derdin belki yırtardın. Şimdi affı da yok, insafı da yok; ekranın parlaklığından bile cezayı yiyorsun.
Bir arkadaş geçen ay 1.386 TL ceza yemiş; sebep, telefon ekranı açıkken direksiyonda olması. Sadece mesaj bakmak! İtiraz etmiş, “Kullanmadım, sadece baktım” diye. Ekran kaydında sürücünün gözü yolda değilmiş, bahanesi hazır. Adam diyor ki, “Kamera her şeyi görüyor, ama yaşadığım hiçbir şeyi bilmiyor.” Gerçekten de öyle. Aracın içini gören sistemle mahremiyet falan kalmadı. Yan koltukta oturanın bile kemeri takılı mı diye çek ediliyor.
APP plakadan sonra şimdi de ekran cezası, insanı direksiyon başında robota çevirdi. Hata yapacak yer bırakmadılar. Emniyet kemeri, hız limiti, telefon ekranı... Aklında sürekli “Acaba kamera beni şu an izliyor mu?” endişesiyle yol alıyorsun. Trafik güvenliği tamam, kimse kaza yapsın demiyorum ama işin ucu paranoyaya bağladı.
Geçen sene Maraş’ta bir düğüne giderken, hız sabitleyiciyle bile tedirgin sürdüm. Araba göstergede 89 yazıyor, hız limiti 90. Bir anlık dalgınlıkla 91 olup olmadığını kameradan kontrol ediyorum. Kendi arabamda şoför değil sanki uçak pilotuyum, her şeyim ekrana bağlı. Eski sistemde bir hata yapınca insan olarak muhatap bulurdun. Şimdi algoritmanın vicdanı yok, el insaf dedirtecek kimse de yok.
Bence teknolojiyi insanın hayatını kolaylaştırmak için kullanmak başka, vatandaşı tedirgin edip sürekli ceza tehdidiyle yaşatmak başka. Benim mahallede bile herkes birbirine “Yolda telefonla konuşma, ekranı açma, cama çıkma, bak kamera var” diye telkin veriyor. Eskiden polisi görünce hızını azaltırdın, şimdi kimseyi göremiyorsun ama ceza her an kapıda. Sıfır tolerans, sıfır insaniyet... Şehir hayatı ekran ışığında stresle geçer oldu.
00