Adada ilkbahar başka bir şey. Mart ayında lodos hafif esti mi, denizden gelen yosun kokusu burnuna çarpıyor. Geçen sene Nisan’da, sabahın erken saatlerinde motorla geçtiğimizde bile martı sesleriyle uyanmıştık. Tavşan Adası, Büyükada’nın hemen güneybatısında, İstanbul’dan vapurla bir saatte ulaşılıyor. Ama adımını attığın anda şehirden koptuğunu hissediyorsun.
Burası Marmara’nın son bakir köşelerinden. Özellikle 2020’den sonra İstanbul’un çevresindeki yapılaşma arttıkça, buradaki doğal yaşam daha da kıymetli hale geldi. Adada tatlı su kaynağı yok, bu yüzden yerleşim gelişmemiş. Ama bu eksiklik, doğayı koruyan bir avantaj olmuş resmen. Her ilkbahar, göçmen kuşlar buradan uğruyor. Caretta caretta’ların bile yumurta bıraktığına şahit olan balıkçılar var. Ben de geçen yaz, kayaların arasındaki minik yengeçlere bakarken, iki kaplumbağa gördüm. Fotoğraf çekemedim, çünkü telefonum denize düşmüştü, hala içim acır.
Ada resmen bir laboratuvar. Marmara’nın oksijen üreten, suyu filtreleyen ender deniz çayırları hâlâ burada varlığını sürdürüyor. Geçen sene İstanbul Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, deniz dibi araştırması yaptı. Sonuca göre; Tavşan Adası çevresi, Marmara’daki en zengin sualtı ekosistemlerinden biri. Özellikle posidonia çayırları neredeyse el değmemiş durumda. Dalgıçlar, çayırların içinden geçen kefal sürülerini kayda aldı. Bu çayırlar, Marmara için akciğer gibi; hem balıkların üremesine alan yaratıyor hem de sudaki fazla karbonu tutuyor.
Fakat tehditler de her geçen yıl artıyor. 2023’te Maltepe kıyısından yayılan atıklarla ilgili ciddi bir denetim yapılmadı. Bazı hafta sonları, günübirlik gelen teknelerin bıraktığı plastik atıkları toplamak için gönüllü gruplar adaya çıkarma yaptı. Ben iki defa katıldım, altı saat boyunca toplamda 18 çuval çöp çıktı. Özellikle bira kutuları, plastik şişeler ve eski ağlar. İnsan görmeye utanıyor.
Burayı gözümüz gibi korumak, Marmara’nın geleceği için şart. Adanın sit alanı ilan edilmesi iyi bir adım ama uygulama eksik. Denetim yetersiz. 2024 yazında Ada’ya yanaşan lüks bir yatın, motordan sızan yağ sebebiyle denizdeki çayırların bir kısmının karardığını gördüm. Kimse ceza bile kesmedi. Bu kadar sahipsizlik olmamalı.
Buraya sahip çıkmak isteyenler için tavsiye:
- Günübirlik giderseniz, çöpünüzü yanınıza alın.
- Dalgıçsanız, çayırların içine basmayın.
- Adada ateş yakmak yasak, sakın denemeyin.
- Gönüllü temizliğe katılmak için Adalar Belediyesi’nin sitesine bakın.
Bir gün çocuklarımız Marmara’da balık tutmak, tertemiz denizde yüzmek istiyorsa, bu adaya gözümüz gibi bakmamız şart. Yoksa beton ve plastik, sadece karayı değil, denizin altını da yutacak.
Burası Marmara’nın son bakir köşelerinden. Özellikle 2020’den sonra İstanbul’un çevresindeki yapılaşma arttıkça, buradaki doğal yaşam daha da kıymetli hale geldi. Adada tatlı su kaynağı yok, bu yüzden yerleşim gelişmemiş. Ama bu eksiklik, doğayı koruyan bir avantaj olmuş resmen. Her ilkbahar, göçmen kuşlar buradan uğruyor. Caretta caretta’ların bile yumurta bıraktığına şahit olan balıkçılar var. Ben de geçen yaz, kayaların arasındaki minik yengeçlere bakarken, iki kaplumbağa gördüm. Fotoğraf çekemedim, çünkü telefonum denize düşmüştü, hala içim acır.
Ada resmen bir laboratuvar. Marmara’nın oksijen üreten, suyu filtreleyen ender deniz çayırları hâlâ burada varlığını sürdürüyor. Geçen sene İstanbul Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, deniz dibi araştırması yaptı. Sonuca göre; Tavşan Adası çevresi, Marmara’daki en zengin sualtı ekosistemlerinden biri. Özellikle posidonia çayırları neredeyse el değmemiş durumda. Dalgıçlar, çayırların içinden geçen kefal sürülerini kayda aldı. Bu çayırlar, Marmara için akciğer gibi; hem balıkların üremesine alan yaratıyor hem de sudaki fazla karbonu tutuyor.
Fakat tehditler de her geçen yıl artıyor. 2023’te Maltepe kıyısından yayılan atıklarla ilgili ciddi bir denetim yapılmadı. Bazı hafta sonları, günübirlik gelen teknelerin bıraktığı plastik atıkları toplamak için gönüllü gruplar adaya çıkarma yaptı. Ben iki defa katıldım, altı saat boyunca toplamda 18 çuval çöp çıktı. Özellikle bira kutuları, plastik şişeler ve eski ağlar. İnsan görmeye utanıyor.
Burayı gözümüz gibi korumak, Marmara’nın geleceği için şart. Adanın sit alanı ilan edilmesi iyi bir adım ama uygulama eksik. Denetim yetersiz. 2024 yazında Ada’ya yanaşan lüks bir yatın, motordan sızan yağ sebebiyle denizdeki çayırların bir kısmının karardığını gördüm. Kimse ceza bile kesmedi. Bu kadar sahipsizlik olmamalı.
Buraya sahip çıkmak isteyenler için tavsiye:
- Günübirlik giderseniz, çöpünüzü yanınıza alın.
- Dalgıçsanız, çayırların içine basmayın.
- Adada ateş yakmak yasak, sakın denemeyin.
- Gönüllü temizliğe katılmak için Adalar Belediyesi’nin sitesine bakın.
Bir gün çocuklarımız Marmara’da balık tutmak, tertemiz denizde yüzmek istiyorsa, bu adaya gözümüz gibi bakmamız şart. Yoksa beton ve plastik, sadece karayı değil, denizin altını da yutacak.