marketin arka tarafında çöp konteynerine atılmış ekmekleri ilk kez 2021 yazında fark ettim. yarım sandviçler, paketli poğaçalar, bayatlamış simitler. çöpten alan yaşlı bir amca vardı, bana “burası bereketli” dedi, içim acıdı. 17 milyon ton gıda israfı diyorlar rakamlara, sadece laf değil yani, gözünle görüyorsun.
restoranlarda porsiyonlar hep dev, arkadaşla iki kişi gidince bile yarısı kalıyor. kalan tabak utanılmasın diye alelacele paketlenip veriliyor, çoğu eve bile ulaşmadan çöpe. bakkaldaki yoğurdun son kullanma tarihi bir gün geçmiş diye raftan indiriliyor; ucuzlatsalar, alan olacak ama nedense çöpe gitmek daha kolay geliyor herkese.
çözüm basit aslında, ama kimse işine gelmiyor. norveç’te marketler gün sonu indirimine giriyor, kalan ürün yarı fiyatına. buraya gelince “son gün malı satılmaz” kafası. belediyeler de bir iki kampanya yapıp instagram’dan story atıp geçiyor, değişen bir şey yok.
kendi evimde kalan yemekleri buzluğa atıyorum, bir hafta sonra “yemeye üşeniyorum” diye atmak istiyorum, insanız işte. ama annem mesela, asla çöpe atmaz, kalan pilavdan ertesi gün çorba yapar, hatta komşuya verir. bu kültür şehirde kayboldu. herkes tek başına, her şey paketli, hızlı ve kontrolsüz.
bir de işin ekonomik boyutu var. 2026’da etin kilosu olmuş 800 lira, domates pazarda 40 lira. yine de restoranlarda yarım tabak lahmacun çöpe gidiyor. biri parayı çöpe atıyor, öbürü yiyemediği için gece aç yatıyor. sistemde ciddi bir saçmalık var.
restoranlarda porsiyonlar hep dev, arkadaşla iki kişi gidince bile yarısı kalıyor. kalan tabak utanılmasın diye alelacele paketlenip veriliyor, çoğu eve bile ulaşmadan çöpe. bakkaldaki yoğurdun son kullanma tarihi bir gün geçmiş diye raftan indiriliyor; ucuzlatsalar, alan olacak ama nedense çöpe gitmek daha kolay geliyor herkese.
çözüm basit aslında, ama kimse işine gelmiyor. norveç’te marketler gün sonu indirimine giriyor, kalan ürün yarı fiyatına. buraya gelince “son gün malı satılmaz” kafası. belediyeler de bir iki kampanya yapıp instagram’dan story atıp geçiyor, değişen bir şey yok.
kendi evimde kalan yemekleri buzluğa atıyorum, bir hafta sonra “yemeye üşeniyorum” diye atmak istiyorum, insanız işte. ama annem mesela, asla çöpe atmaz, kalan pilavdan ertesi gün çorba yapar, hatta komşuya verir. bu kültür şehirde kayboldu. herkes tek başına, her şey paketli, hızlı ve kontrolsüz.
bir de işin ekonomik boyutu var. 2026’da etin kilosu olmuş 800 lira, domates pazarda 40 lira. yine de restoranlarda yarım tabak lahmacun çöpe gidiyor. biri parayı çöpe atıyor, öbürü yiyemediği için gece aç yatıyor. sistemde ciddi bir saçmalık var.