2015'te, İstanbul'un Bakırköy ilçesindeki küçük balkonumda sadece fesleğen ve birkaç sardunya yetiştiriyordum. O zamanlar hareketsiz bir hayatım vardı, günlerim koltukta oturup dizi izlemekle geçiyordu, haftada belki bir kez markete yürüyordum. Sonra, bir akşam balkondaki saksıları yeniden düzenlemeye karar verdim; ağır toprak torbalarını taşımak, sulama için kovaları doldurmak zorunda kaldım ve bu işler omuzlarımı acıtıp kalçalarımı yordu.
Nisan 2016'da, bu rutini haftada üç kez yapar hale geldim; mesela, Bosch marka sulama setimi kullanarak balkonu düzenlerken adım sayım 5000'e çıkıyordu. Eskiden spor salonu fikri bana bayat gelirdi, ama balkonda çömelip ot toplamak ya da saksıları kaldırmak, bacak kaslarımı güçlendirdi ve bel ağrılarımı azalttı. Geçen yaz, 2 saatlik bir balkon temizliğinde 300 kalori yaktığımı Fitbit bileziğim gösterdi, sonrasında evdeki diğer işler daha hafif hissettirdi.
Şimdi, o eski tembel günlerimi düşününce, balkon işlerinin bana koştan daha doğal bir spor alışkanlığı verdiğini görüyorum. Mesela, 2017'de ilk fesleğen hasadım sırasında terlerken, eskiden yorgunluktan şikayet ettiğim sabahları artık enerjik geçiriyorum. Balkonda bir saat çalışmak, parkta koşmaktan daha keyifli; geçen ay, 10 kiloluk toprak çuvalını taşırken kollarımın güçlendiğini fark ettim, bu sayede bisiklet sürmeye bile başladım. O günlerde, sadece bitkiler büyümüyordu, ben de onlarla beraber değişiyordum. Bu alışkanlık, hayatımı o kadar dönüştürdü ki, eskiden evden çıkmayan ben, şimdi her pazar komşu bahçesine gidip fikir alıyorum.