Eski Türk filmlerinin replikleri aklıma düştü mü, bazen direksiyon başında kendi kendime “Senin gibi yüreği güzel birini ilk defa görüyorum, Ayşe!” diye seslenesim geliyor. Ekranda Cüneyt Arkın bir yumruk atıp 5 kişiyi yere sererken arka planda biri mutlaka "Sana inanmıştım Kemal! Bunu bana yapmamalıydın!" diye bağırıyor. O kadar çok tekrarlandılar ki, bazen müşteri arabaya bindiğinde ayakkabısını sürte sürte "Merhaba, ben de seni bekliyordum..." diyesim geliyor.
Geçen sene, eski Yeşilçam gecesine gitmiştik Kadıköy’de. Büyük ekranda “Bütün köy bana düşman, sen de mi Brütüs?” döndürdüler, millet kahkahaya boğulmuştu. Bir de şu “Ne olacak bu memleketin hali?” geyiği hiç bitmez; bak, o hala her kahvehanede geçiyor, lafı ortaya atan sigarasını yakıyor, diğerleri baş sallıyor.
Bir kere de annem, “Nazlı kız, çay koy” demişti, evde herkes sustu, bir an kendimizi Adile Naşit’in konağında sandık. Eski repliklerin böyle bir gücü var, bir cümleyle ortamı Yeşilçam’a çeviriyor.
Geçen sene, eski Yeşilçam gecesine gitmiştik Kadıköy’de. Büyük ekranda “Bütün köy bana düşman, sen de mi Brütüs?” döndürdüler, millet kahkahaya boğulmuştu. Bir de şu “Ne olacak bu memleketin hali?” geyiği hiç bitmez; bak, o hala her kahvehanede geçiyor, lafı ortaya atan sigarasını yakıyor, diğerleri baş sallıyor.
Bir kere de annem, “Nazlı kız, çay koy” demişti, evde herkes sustu, bir an kendimizi Adile Naşit’in konağında sandık. Eski repliklerin böyle bir gücü var, bir cümleyle ortamı Yeşilçam’a çeviriyor.
00