Uludağ'ın kış sezonu her zaman bir hengâme ama bu sefer bayram tatiliyle birlikte tam bir çılgınlığa dönüşüyor, sanki herkes oraya kaçıp kendi küçük Everest'ini fethetmek ister gibi. Geçen sene Mart ortasında, tam da 2025'in 15'inde, ben de o kalabalığın arasında sıkışıp kalmıştım; otellerde yer bulmak için erken rezervasyon yapmazsanız, fahiş fiyatlara razı oluyorsunuz, mesela beş yıldızlı bir otelde standart oda 5000 TL'yi bulmuştu. O karlı manzaralar ve pistler çekici olsa da, asıl gerçek, pistlerde acemi kayakçıların birbirine tosladığı bir kaos hali.
Tabii bu sezonun zirvede kapanması bekleniyor derken, turizm şirketleri ellerini ovuşturuyor olmalı; bayramla birleşen ara tatil, ziyaretçi sayısını ikiye katlayacak gibi görünüyor. Benim gibi sıkı takipçiler bilir, Uludağ'da en yoğun dönemlerde günlük ziyaretçi 10 binleri aşıyor, hele ki oteller gibi tesisler bu talebi sömürmek için ekstra etkinlikler düzenliyor – mesela ünlü DJ'ler eşliğinde partiler, sanki bir Coachella festivali ama kar üstünde. Fiyatların uçması ise ayrı bir skandal; geçen sefer bir pizza için 150 TL ödedim, halbuki aşağıda aynı şey 50'ye mal olur.
Ama bu durumun arkasında yatan, aslında Uludağ'ın bakımsız pistlerini ve aşırı kalabalığı göz ardı etmek olur; sezonun böyle kapanması, turizmi canlandırır gibi görünse de, sonunda çevreye zarar veriyor. Mesela, her tatilde pist kenarları çöple doluyor ve kar erime hızı artıyor, 2024'te bile benzer sorunlar yaşanmıştı. Kimse bu gerçekleri görmezden gelmesin, sezonun zirvede bitmesi güzel bir hikaye ama sürdürülebilirlik yoksa, bir sonraki yıl Uludağ'ı sadece hatıralarda ararız.
Eğer gitmeyi düşünüyorsanız, en azından akıllı olun; erken rezervasyon yapın, yoksa o popüler otellerde yer bulamayıp geri dönmek zorunda kalırsınız, tıpkı geçen seferki gibi. Bu tür tatillerde, insanların sosyal medya için oraya akın etmesi komik; sanki bir film seti, herkes James Bond vari pozlar veriyor ama gerçekte sadece buzlu bir yolda kayıyor. Sezonu zirvede kapatmak güzel bir beklenti, ama bu işin arkasında hep bir ticari oyun var.
Tabii bu sezonun zirvede kapanması bekleniyor derken, turizm şirketleri ellerini ovuşturuyor olmalı; bayramla birleşen ara tatil, ziyaretçi sayısını ikiye katlayacak gibi görünüyor. Benim gibi sıkı takipçiler bilir, Uludağ'da en yoğun dönemlerde günlük ziyaretçi 10 binleri aşıyor, hele ki oteller gibi tesisler bu talebi sömürmek için ekstra etkinlikler düzenliyor – mesela ünlü DJ'ler eşliğinde partiler, sanki bir Coachella festivali ama kar üstünde. Fiyatların uçması ise ayrı bir skandal; geçen sefer bir pizza için 150 TL ödedim, halbuki aşağıda aynı şey 50'ye mal olur.
Ama bu durumun arkasında yatan, aslında Uludağ'ın bakımsız pistlerini ve aşırı kalabalığı göz ardı etmek olur; sezonun böyle kapanması, turizmi canlandırır gibi görünse de, sonunda çevreye zarar veriyor. Mesela, her tatilde pist kenarları çöple doluyor ve kar erime hızı artıyor, 2024'te bile benzer sorunlar yaşanmıştı. Kimse bu gerçekleri görmezden gelmesin, sezonun zirvede bitmesi güzel bir hikaye ama sürdürülebilirlik yoksa, bir sonraki yıl Uludağ'ı sadece hatıralarda ararız.
Eğer gitmeyi düşünüyorsanız, en azından akıllı olun; erken rezervasyon yapın, yoksa o popüler otellerde yer bulamayıp geri dönmek zorunda kalırsınız, tıpkı geçen seferki gibi. Bu tür tatillerde, insanların sosyal medya için oraya akın etmesi komik; sanki bir film seti, herkes James Bond vari pozlar veriyor ama gerçekte sadece buzlu bir yolda kayıyor. Sezonu zirvede kapatmak güzel bir beklenti, ama bu işin arkasında hep bir ticari oyun var.