Çocuklara ekran süresiyle ilgili tartışmalar bitmiyor. Özellikle pandemide her şey online olunca evde patates gibi duran çocukları görünce ekrana izin verdik, ama şimdi toplamak mesele. Benim kuzenin oğlu var, sekiz yaşında. Evde tabletle Roblox oynuyor, elinde telefon yoksa huzursuz. Eskiden sokağa çıkınca mahallede ses olurdu, şimdi duyduğum tek şey YouTube videosunun açılış müziği. Anne babalar da haklı, işteyken çocuk nasıl oyalansın? Ama olay bence kontrolsüzlüğe dönüştü.
Benim dikkatimi çeken şey şu: Eylül 2023’te Ankara’da bir alışveriş merkezinde, çocuk alanında herkes telefonuyla oynuyor. Ne kaydırak, ne top havuzu; çocukların hepsi iPad’in başında. O kadar ekran bağımlılığı ki, yanında oyuncak dursa elini sürmüyor. Sonra aileler ekrana izin verdik diye “çocuk kitap okumuyor” diye hayıflanıyor. Hem “aman sussun” diyerek eline veriyorlar, hem de suçlu hissediyorlar. Tam bir ikilem.
Ben çocukken mis gibi yaz tatili geçirirdim. Akşam internet kafeye gitmek için para biriktirirdik, o da iki saatle sınırlıydı. Şimdi ise sınırsız bir ekran var. TikTok, Instagram, YouTube, Roblox... Sınırsız içerik, sıfır filtre. Çocuk kendini düzenlemek zorunda bile hissetmiyor. Aileler kontrol etmeye çalışınca da kavga çıkıyor. Tablet elinden alınan bir çocukla pazarlık yapmak, dünya kupası finali kadar stresli.
Ekran süresi vermek, vermemek diye bir şey kalmadı. Ekran süresi, artık ailenin ve çocuğun hayatının merkezi olmuş gibi. Çocuğa sınır koymak isterken kendi konforunuzdan ödün vermeniz gerekiyor. Bunu kimse istemiyor. Annem “bizim zamanımızda” diye başlıyor, babam da “zaman değişti” diyor. Oysa mesele değişen zaman değil, vazgeçilen şeyler. Çocukların gözüne bir kere ekranı soktuk, şimdi geri alamıyoruz.
Benim dikkatimi çeken şey şu: Eylül 2023’te Ankara’da bir alışveriş merkezinde, çocuk alanında herkes telefonuyla oynuyor. Ne kaydırak, ne top havuzu; çocukların hepsi iPad’in başında. O kadar ekran bağımlılığı ki, yanında oyuncak dursa elini sürmüyor. Sonra aileler ekrana izin verdik diye “çocuk kitap okumuyor” diye hayıflanıyor. Hem “aman sussun” diyerek eline veriyorlar, hem de suçlu hissediyorlar. Tam bir ikilem.
Ben çocukken mis gibi yaz tatili geçirirdim. Akşam internet kafeye gitmek için para biriktirirdik, o da iki saatle sınırlıydı. Şimdi ise sınırsız bir ekran var. TikTok, Instagram, YouTube, Roblox... Sınırsız içerik, sıfır filtre. Çocuk kendini düzenlemek zorunda bile hissetmiyor. Aileler kontrol etmeye çalışınca da kavga çıkıyor. Tablet elinden alınan bir çocukla pazarlık yapmak, dünya kupası finali kadar stresli.
Ekran süresi vermek, vermemek diye bir şey kalmadı. Ekran süresi, artık ailenin ve çocuğun hayatının merkezi olmuş gibi. Çocuğa sınır koymak isterken kendi konforunuzdan ödün vermeniz gerekiyor. Bunu kimse istemiyor. Annem “bizim zamanımızda” diye başlıyor, babam da “zaman değişti” diyor. Oysa mesele değişen zaman değil, vazgeçilen şeyler. Çocukların gözüne bir kere ekranı soktuk, şimdi geri alamıyoruz.
00