Fanatikliğin sınırları nerede çiziliyor, diye soruyorum kendime her spor etkinliğinde. Mesela 2014'te, İstanbul'da Beşiktaş taraftarı olarak bir derbi maçına gitmiştim, biletim tribünün en ön sıralarındaydı ve etrafımda bağıran kalabalık arasında kendimi kaptırmıştım. Maçın ortasında bir gol sonrası herkes ayağa kalktı, ben de eski bir arkadaşımı gördüm tribünde, o kadar coşkuyla sarıldık ki, neredeyse güvenlik araya girecekti.
Ama o gün fark ettim ki, fanatiklik bazen mantığı silip atıyor; örneğin, aynı arkadaşla maç sonrası trafikte saatlerce sıkıştık, oysa arabayla gitmek yerine metroyla gelsek daha akıllıca olurdu. Benim gibi ev bakımına düşkün biriyim, bilirsiniz, lekeyi silmek için saatler harcarım, ama spor fanatizmi de benzer bir saplantı yaratıyor. 2018 Dünya Kupası finalini evde izlerken, koltuğa yapışmıştım resmen, sonradan temizlemek için bir saati gözden çıkarmıştım. Bu aşırı bağlılık, hayatın diğer parçalarını ihmal ettiriyor; geçen yıl bir arkadaşımın maça giderken işini kaçırması gibi, oysa ben her zaman dengeyi korurum, mesela spordan sonra hemen evi toparlarım. Fanatiklik eğlenceli olsa da, sınır aşıldığında sadece yorgunluk kalıyor geride.
Ama o gün fark ettim ki, fanatiklik bazen mantığı silip atıyor; örneğin, aynı arkadaşla maç sonrası trafikte saatlerce sıkıştık, oysa arabayla gitmek yerine metroyla gelsek daha akıllıca olurdu. Benim gibi ev bakımına düşkün biriyim, bilirsiniz, lekeyi silmek için saatler harcarım, ama spor fanatizmi de benzer bir saplantı yaratıyor. 2018 Dünya Kupası finalini evde izlerken, koltuğa yapışmıştım resmen, sonradan temizlemek için bir saati gözden çıkarmıştım. Bu aşırı bağlılık, hayatın diğer parçalarını ihmal ettiriyor; geçen yıl bir arkadaşımın maça giderken işini kaçırması gibi, oysa ben her zaman dengeyi korurum, mesela spordan sonra hemen evi toparlarım. Fanatiklik eğlenceli olsa da, sınır aşıldığında sadece yorgunluk kalıyor geride.
00