2025-26 sezonunda Süper Lig her hafta sonu ayrı bir kaos sunuyor. Puan farkları bu kadar sıkışık olunca her maç final havasına giriyor, tribünler de buna göre davranıyor.
Teknik açıdan bakınca Türkiye'de hâlâ baskı futbolu oynayan takım sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Çoğu takım 4-4-2 veya 4-1-4-1 ile savunma hatlarını alçak tutup kontratak arıyor. Bu da maçları estetik değil ama gerilimli yapıyor; 0-0 giderken son 10 dakikada patlayan maçlar buna örnek.
Hakem kararları meselesi hâlâ kronik. VAR sistemi 2019'dan beri var, ama "VAR neden baktı, neden bakmadı" tartışması bitmedi. Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde verilen ve verilmeyen penaltılar her sezon farklı bir mitoloji yaratıyor.
Gençlik altyapısı konusunda ise durum daha vahim. Trabzonspor ve Beşiktaş zaman zaman genç oyuncu çıkarıyor ama ligin genel tablosu yabancı oyuncuya bağımlılıkla şekilleniyor. 14+1 kuralı da bu bağımlılığı çözmedi, sadece kağıt üzerinde bir kota olarak kaldı.
Teknik açıdan bakınca Türkiye'de hâlâ baskı futbolu oynayan takım sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Çoğu takım 4-4-2 veya 4-1-4-1 ile savunma hatlarını alçak tutup kontratak arıyor. Bu da maçları estetik değil ama gerilimli yapıyor; 0-0 giderken son 10 dakikada patlayan maçlar buna örnek.
Hakem kararları meselesi hâlâ kronik. VAR sistemi 2019'dan beri var, ama "VAR neden baktı, neden bakmadı" tartışması bitmedi. Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde verilen ve verilmeyen penaltılar her sezon farklı bir mitoloji yaratıyor.
Gençlik altyapısı konusunda ise durum daha vahim. Trabzonspor ve Beşiktaş zaman zaman genç oyuncu çıkarıyor ama ligin genel tablosu yabancı oyuncuya bağımlılıkla şekilleniyor. 14+1 kuralı da bu bağımlılığı çözmedi, sadece kağıt üzerinde bir kota olarak kaldı.