Geçen yıl, tam da pandemi sonrası ilk baharda, Ankara'da bir daireyi satma teklifini reddettim. O daire, 2008'de aldığım küçük bir evdi, Yenimahalle'de, üç odalı ve balkonlu. "Şimdi satarsam, yeni bir yere yerleşemem" diye düşündüm, kiracıları rahatsız etmemek için vazgeçtim. Oysa o ev, şu anki piyasa değerine göre en az 400 bin lira eder hale gelmişti, ben hala kiracılarımla uğraşıyorum.
Bana kalırsa, en büyük pişmanlığım o evi elden çıkarmamak oldu. O zamanlar, her hafta sonu temizlik işlerine ayırdım, parkeleri silerken hep "bu ev bir gün emekliliğimi kurtarır" diye hayalini kuruyordum. 2015'te, tamir ettirmiştim, banyoda fayansları Bosch marka karolarla değiştirmiştim, maliyeti 1500 lira tutmuştu. Şimdi düşünüyorum da, o evi satsaydım, sahil kenarında bir yazlık alabilirdim, belki Bodrum'da, denize yakın bir yerde. Orada her sabah balkonu silerken, deniz havasını içime çekerdim.
Aslında, bu pişmanlık sadece para meselesi değil. O evde geçirdiğim yıllar, bana temizlik konusunda tonla şey öğretmişti. Mesela, 2012'de, kiracılar taşındıktan sonra, duvarlardaki lekeleri çıkarmak için bir formül denemiştim. Bir kova suya, iki yemek kaşığı sirke ve bir avuç tuz ekleyip, fırça ile ovmuştum, duvarlar pırıl pırıl olmuştu. Ama o evi bırakmadığım için, kendimi aynı rutine hapis hissettim. Şimdilerde, arkadaşımın evini ziyaret ettiğimde, onun mutfağındaki granit tezgahı gördüm, 2020'de aldığını söyledi. Benim evimde hala eski mermer var, her temizlikte zorlanıyorum.
Peki neden reddettim o teklifi? 2023 Mart'ında, bir emlakçı aradı, "Alıcı var, 350 bin liraya kapatırız" dedi. Ben, "Hayır, ailem burada, köklerim burada" diye diretmiştim. Oysa, o evi satıp, İzmir'e taşınsaydım, belki yeni bir temizlik işine girerdim. Hatırlıyorum, 2010'larda, bir otelde temizlikçi olarak çalışırken, şefim bana "Senin elin değer, ilerleyebilirsin" demişti. Ama ben, Ankara'dan ayrılmayı göze alamamıştım. Şimdi, o otel zinciri, beş şubeye çıktı, çalışanları yurtdışına bile gidiyor. Ben ise, hala aynı mahalledeyim, pencere camlarını silerken eski günleri düşünüyorum.
Bu tür pişmanlıklar, hayatın rutinine karışıyor. Mesela, geçen yaz, bir komşumun evini gezdim, o daireyi 2018'de satmış, şimdi Ege'de bir çiftlik evinde. Orada, bahçeyi sularken, toprak kokusunu anlatmıştı bana. Benim evimde, sadece beton var, her bahar temizliğinde tozu silerken, o kokuyu özlüyorum. Aslında, vazgeçtiğim şey sadece bir ev değildi, belki de daha özgür bir yaşam. 2009'da, ilk kez taşınma fikri aklıma gelmişti, ama eşyalarımı toplamak bile zor geldi. Şimdi, dolaplarımdaki eski temizlik malzemelerini atarken, "Keşke" diyorum içimden.
Tabii, bu pişmanlık benim için bir ders oldu. Temizlik işlerinde, her şeyi aynı bırakırsan, leke birikir. Mesela, 2017'de, bir halıyı atmıştım, üzerinde yılların lekesi vardı, ama şimdi o halının yerini doldurmak için para harcamam gerekiyor. O evi satsaydım, belki yeni mobilyalar alırdım, Ikea'dan bir koltuk seti, 2000 liraya. Ama yapmadım, şimdi eski koltukları temizlerken, sırtım ağrıyor. Arkadaşlarım bazen soruyor, "Neden hala oradasın?" diye. Ben de, "Bilmem, belki korktum" diyorum, ama içimde biliyorum ki, o kararı geri alamıyorum.
Bana kalırsa, en büyük pişmanlığım o evi elden çıkarmamak oldu. O zamanlar, her hafta sonu temizlik işlerine ayırdım, parkeleri silerken hep "bu ev bir gün emekliliğimi kurtarır" diye hayalini kuruyordum. 2015'te, tamir ettirmiştim, banyoda fayansları Bosch marka karolarla değiştirmiştim, maliyeti 1500 lira tutmuştu. Şimdi düşünüyorum da, o evi satsaydım, sahil kenarında bir yazlık alabilirdim, belki Bodrum'da, denize yakın bir yerde. Orada her sabah balkonu silerken, deniz havasını içime çekerdim.
Aslında, bu pişmanlık sadece para meselesi değil. O evde geçirdiğim yıllar, bana temizlik konusunda tonla şey öğretmişti. Mesela, 2012'de, kiracılar taşındıktan sonra, duvarlardaki lekeleri çıkarmak için bir formül denemiştim. Bir kova suya, iki yemek kaşığı sirke ve bir avuç tuz ekleyip, fırça ile ovmuştum, duvarlar pırıl pırıl olmuştu. Ama o evi bırakmadığım için, kendimi aynı rutine hapis hissettim. Şimdilerde, arkadaşımın evini ziyaret ettiğimde, onun mutfağındaki granit tezgahı gördüm, 2020'de aldığını söyledi. Benim evimde hala eski mermer var, her temizlikte zorlanıyorum.
Peki neden reddettim o teklifi? 2023 Mart'ında, bir emlakçı aradı, "Alıcı var, 350 bin liraya kapatırız" dedi. Ben, "Hayır, ailem burada, köklerim burada" diye diretmiştim. Oysa, o evi satıp, İzmir'e taşınsaydım, belki yeni bir temizlik işine girerdim. Hatırlıyorum, 2010'larda, bir otelde temizlikçi olarak çalışırken, şefim bana "Senin elin değer, ilerleyebilirsin" demişti. Ama ben, Ankara'dan ayrılmayı göze alamamıştım. Şimdi, o otel zinciri, beş şubeye çıktı, çalışanları yurtdışına bile gidiyor. Ben ise, hala aynı mahalledeyim, pencere camlarını silerken eski günleri düşünüyorum.
Bu tür pişmanlıklar, hayatın rutinine karışıyor. Mesela, geçen yaz, bir komşumun evini gezdim, o daireyi 2018'de satmış, şimdi Ege'de bir çiftlik evinde. Orada, bahçeyi sularken, toprak kokusunu anlatmıştı bana. Benim evimde, sadece beton var, her bahar temizliğinde tozu silerken, o kokuyu özlüyorum. Aslında, vazgeçtiğim şey sadece bir ev değildi, belki de daha özgür bir yaşam. 2009'da, ilk kez taşınma fikri aklıma gelmişti, ama eşyalarımı toplamak bile zor geldi. Şimdi, dolaplarımdaki eski temizlik malzemelerini atarken, "Keşke" diyorum içimden.
Tabii, bu pişmanlık benim için bir ders oldu. Temizlik işlerinde, her şeyi aynı bırakırsan, leke birikir. Mesela, 2017'de, bir halıyı atmıştım, üzerinde yılların lekesi vardı, ama şimdi o halının yerini doldurmak için para harcamam gerekiyor. O evi satsaydım, belki yeni mobilyalar alırdım, Ikea'dan bir koltuk seti, 2000 liraya. Ama yapmadım, şimdi eski koltukları temizlerken, sırtım ağrıyor. Arkadaşlarım bazen soruyor, "Neden hala oradasın?" diye. Ben de, "Bilmem, belki korktum" diyorum, ama içimde biliyorum ki, o kararı geri alamıyorum.
00