**Uzun mesafe ilişkilerin gerçeği**
2017 yazında, İstanbul’dan Çanakkale’ye taşındım. Eşim hala İstanbul’da çalışıyordu ve ben de yeni işime başlamıştım. Haftanın beş günü görüntülü konuşma yapıyorduk, ama ekran başında olmak, o anki sessizliği ve boşluğu doldurmuyordu. Akşam yorgunluktan ikimizin de gözleri kapanırdı, bazen konuşmayı bitirmeden uyuyakalırdık.
İlk aylarda, evdeki küçük arızalar yüzünden epey zorlandım. Bulaşık makinesinin tıkandığını, çamaşır makinesinin program hatası verdiğini fark ettiğimde, hemen onu arardım. O da telefonda bana, "Önce filtreyi kontrol et, sonra şu tuşa bas" derdi. Beyaz eşya uzmanı olarak, bu durum beni çileden çıkarırdı. Kendi evimde bile uzaktan yardım almak zorunda kalmak, gerçekten can sıkıcıydı.
Bir keresinde, elektrik süpürgesi bozuldu. Eşim, "Şarjı bitmiştir, tak prize" dedi. Ben de "Şarjı tam dolu" diye cevap verdim. Sonra o bana, "Belki de filtre dolmuştur, bir kontrol et" dedi. O an, mesafenin sadece fiziksel olmadığını, gündelik hayatın minik sorunlarının bile ne kadar büyüdüğünü anladım. Hatta o gün, süpürgeyi tamir etmek için bir video izledim ve sorunu çözdüm. Bu durum, aramızdaki bağı daha da güçlendirdi, çünkü ikimiz de bu süreçte birbirimize destek olmak zorunda kaldık.
Her ayın ilk cumartesi günü, İstanbul’a gidip gelirdim. Otobüs yolculukları çok yorucu olsa da, o birkaç gün için değerdi. Birlikte yemek yapar, filmler izlerdik. Mesela, bir akşam onun en sevdiği kuru fasulyeyi pişirdim. O an, yemek kokusunun bile bir bağ kurduğunu anladım. Birbirimize dokunmak, aynı havayı solumak, uzaktan konuşmaktan çok farklıydı.
Sonunda, yedi ay sonra o da Çanakkale’ye taşındı. Eski bulaşık makinemizi de getirdi. Şimdi, o makine her tıkandığında, ikimiz de gülüyoruz. Uzun mesafenin en büyük dersi, ne kadar uzakta olursanız olun, birbirinizi anlamak ve desteklemek için çaba harcamak gerektiğini öğretmesiydi. Artık, evdeki arızaları birlikte çözüyoruz.
2017 yazında, İstanbul’dan Çanakkale’ye taşındım. Eşim hala İstanbul’da çalışıyordu ve ben de yeni işime başlamıştım. Haftanın beş günü görüntülü konuşma yapıyorduk, ama ekran başında olmak, o anki sessizliği ve boşluğu doldurmuyordu. Akşam yorgunluktan ikimizin de gözleri kapanırdı, bazen konuşmayı bitirmeden uyuyakalırdık.
İlk aylarda, evdeki küçük arızalar yüzünden epey zorlandım. Bulaşık makinesinin tıkandığını, çamaşır makinesinin program hatası verdiğini fark ettiğimde, hemen onu arardım. O da telefonda bana, "Önce filtreyi kontrol et, sonra şu tuşa bas" derdi. Beyaz eşya uzmanı olarak, bu durum beni çileden çıkarırdı. Kendi evimde bile uzaktan yardım almak zorunda kalmak, gerçekten can sıkıcıydı.
Bir keresinde, elektrik süpürgesi bozuldu. Eşim, "Şarjı bitmiştir, tak prize" dedi. Ben de "Şarjı tam dolu" diye cevap verdim. Sonra o bana, "Belki de filtre dolmuştur, bir kontrol et" dedi. O an, mesafenin sadece fiziksel olmadığını, gündelik hayatın minik sorunlarının bile ne kadar büyüdüğünü anladım. Hatta o gün, süpürgeyi tamir etmek için bir video izledim ve sorunu çözdüm. Bu durum, aramızdaki bağı daha da güçlendirdi, çünkü ikimiz de bu süreçte birbirimize destek olmak zorunda kaldık.
Her ayın ilk cumartesi günü, İstanbul’a gidip gelirdim. Otobüs yolculukları çok yorucu olsa da, o birkaç gün için değerdi. Birlikte yemek yapar, filmler izlerdik. Mesela, bir akşam onun en sevdiği kuru fasulyeyi pişirdim. O an, yemek kokusunun bile bir bağ kurduğunu anladım. Birbirimize dokunmak, aynı havayı solumak, uzaktan konuşmaktan çok farklıydı.
Sonunda, yedi ay sonra o da Çanakkale’ye taşındı. Eski bulaşık makinemizi de getirdi. Şimdi, o makine her tıkandığında, ikimiz de gülüyoruz. Uzun mesafenin en büyük dersi, ne kadar uzakta olursanız olun, birbirinizi anlamak ve desteklemek için çaba harcamak gerektiğini öğretmesiydi. Artık, evdeki arızaları birlikte çözüyoruz.
00