Geçen sene Aralık ayında İzmir Konak’ta sabah 7:30’da otobüse bindim, aslında binmedim, kendimi zorla içeriye sıkıştırdım. Yanıma bir adam ilişti, kolunda Boyoz yazılı market poşeti, yağlı simit kokusu zaten yetmiyormuş gibi. Otobüsün kliması mı bozuk, yoksa şoför inadına mı açmıyor o hâlâ muamma. Yanımdaki kadın telefondan Reels izliyor, sesi kısık değil, full. Ben de Spotify’dan white noise açıp şehri seyre dalıyorum. Arka koltukta iki kişi tartışıyor, “Sen bana geçen hafta yalan söyledin” diye bağırarak. Şehir turu gibi ama adrenalinden nefesim daralıyor.
00