İstanbul'da otobüsle gitmek istediğimde hep aynı sahnelerle karşılaşıyorum. Geçen hafta, saat 17.30'da Fatih'ten Beyoğlu'na gitmek için 47T'ye bindim. Kapı açılır açılmaz insanlar birbirinin üzerine yığılıyor, ben de sıkışmış paket gibi ileriye itiliyorum. Yanımda bir kadın vardı, çantası benim göğsüme batıyordu ama ne ben ne o kimseye bir şey diyemedik. Şoför ise tıka basa dolu otobüsü yine de durdurdu, iki kişi daha bindirdi. Beş durak sonra indiğimde ayaklarım uyuşmuştu. Toplu taşıma şirketleri kapasite hesabını neden yapıyor hiç anlamadım. Yazın bu hale gelmek daha da dayanılmaz, çünkü hava sıcak, insan ter içinde. Şimdi mümkün olduğunca yürüyüp gidiyorum, zamanım olduğu sürece otobüse binmiyorum.
122