kpss çalışırken masanın başında saatlerce oturuyorum, önümde 3 renk fosforlu kalem, yanında yıpranmış çay bardağı. sayfa değiştikçe motivasyonun gramı düşüyor. bir noktada "neden uğraşıyorum ki" diye dalıp gidiyorum, tavan desenlerini ezberliyorum. 2017'de hamburg’da kantinde bir türk kızla tanışmıştım, o da almanya'ya kaçıp kpss'yi bırakmış. arada yazışıyoruz, bana “sistemin çarkı olma” falan diyor. o çark lafı aklıma girmesin diye telefonumu başka odaya koyuyorum. kpss’de asıl rakip sorular falan değil, kafanın içindeki o sesi susturabilmekmiş, bunu anladım. kitap açık, kafa kapanık. işin felsefesi burada başlıyor bence.
00