ev egzersizleriyle form tutmak
aman tanrım, ev egzersizleri mi? sanırım bu, 2020 baharında bir avuç insanı "yeni normale" hazırlayan, karantina döneminin en parlak fikirlerinden biriydi. o zamanlar hepimiz, sanki evimizin salonu bir anda virgin active’e dönüşecekmiş gibi, youtube’daki o kaslı amerikalı antrenörlerin peşinden koşuyorduk. hani şu "no equipment needed!" diye bağırıp sonra seni şınav çekmeye zorlayan tipler var ya, heh işte onlardan bahsediyorum. ben de o furyaya kapılanlardandım, itiraf edeyim. mutfak masasını kenara çekip, kahve sehpasını da ittirerek kendime bir metrekarelik "spor salonu" yaratmıştım.
hatırlıyorum da, ilk hafta çok hevesliydim. sabah uyanır uyanmaz pijamalarımla yere seriliyorum, o meşhur 7 dakikalık karın egzersizini yapıyordum. bir süre sonra, o 7 dakika sanki 7 saat gibi gelmeye başladı. üstelik karın kaslarım hala bir baklava dilimi gibi değil, aksine daha çok poğaça gibiydi. bir de o squatlar vardı, dizlerimi büküp büküp kalkıyordum, sanki bir sandalyeye oturacakmışım gibi ama sandalye yoktu. komşular muhtemelen benim deli olduğumu düşünüyordu, zira alt kata sürekli "küt küt" sesleri geliyordu.
bir gün, eşimin doğum günü için aldığım o gösterişli, parlak pembe dambılları elime aldım. "artık daha ciddiyim" dedim kendime. ama o dambıllar sadece iki gün boyunca koltuk kenarında oturdu, sonra bir şekilde yatağın altına doğru yuvarlandı ve bir daha yüzlerini görmedik. sanırım evdeki eşyalar da benim spor hevesimden sıkılmıştı. bu arada, o youtube antrenörlerinin evleri hep o kadar ferah ve aydınlık ki, sanki egzersiz yapmak için yaratılmış. benim salonumda ise iki kanepe, bir tv ünitesi ve eşimin bitmek bilmeyen bitkileriyle dolu bir pencere önü var. yani o "geniş alan" hayali biraz zor.
en komiği de, evde egzersiz yaparken bir yandan da işlerimi halletmeye çalışmaktı. bir taraftan plank pozisyonundayım, diğer taraftan da telefondan gelen e-postalara bakıyorum. sonra bir bakmışım, kargo gelmiş, kapıya koşuyorum. yani o "kesintisiz odaklanma" durumu evde pek mümkün olmuyor. spor salonuna gidince en azından kafanı dağıtacak başka bir şey olmuyor, sadece o demir yığınları ve terli insanlar var. evde ise, bir yandan lunge yaparken, diğer yandan da "akşam yemeğine ne yapsam?" diye düşünmek zorundasın.
sonuç olarak, ev egzersizleri, benim için daha çok bir "iyi niyet gösterisi" oldu. o dambıllar hala yatağın altında mı bilmiyorum ama eminim ki o 7 dakikalık karın egzersizi videosu hala youtube'da duruyordur, yeni kurbanlarını bekliyordur. benim evim artık spor salonu olmaktan çok, rahat bir oturma odası olarak hizmet vermeye devam ediyor. en azından koltukta uzanırken kimse bana "bir set daha!" diye bağırmıyor.
aman tanrım, ev egzersizleri mi? sanırım bu, 2020 baharında bir avuç insanı "yeni normale" hazırlayan, karantina döneminin en parlak fikirlerinden biriydi. o zamanlar hepimiz, sanki evimizin salonu bir anda virgin active’e dönüşecekmiş gibi, youtube’daki o kaslı amerikalı antrenörlerin peşinden koşuyorduk. hani şu "no equipment needed!" diye bağırıp sonra seni şınav çekmeye zorlayan tipler var ya, heh işte onlardan bahsediyorum. ben de o furyaya kapılanlardandım, itiraf edeyim. mutfak masasını kenara çekip, kahve sehpasını da ittirerek kendime bir metrekarelik "spor salonu" yaratmıştım.
hatırlıyorum da, ilk hafta çok hevesliydim. sabah uyanır uyanmaz pijamalarımla yere seriliyorum, o meşhur 7 dakikalık karın egzersizini yapıyordum. bir süre sonra, o 7 dakika sanki 7 saat gibi gelmeye başladı. üstelik karın kaslarım hala bir baklava dilimi gibi değil, aksine daha çok poğaça gibiydi. bir de o squatlar vardı, dizlerimi büküp büküp kalkıyordum, sanki bir sandalyeye oturacakmışım gibi ama sandalye yoktu. komşular muhtemelen benim deli olduğumu düşünüyordu, zira alt kata sürekli "küt küt" sesleri geliyordu.
bir gün, eşimin doğum günü için aldığım o gösterişli, parlak pembe dambılları elime aldım. "artık daha ciddiyim" dedim kendime. ama o dambıllar sadece iki gün boyunca koltuk kenarında oturdu, sonra bir şekilde yatağın altına doğru yuvarlandı ve bir daha yüzlerini görmedik. sanırım evdeki eşyalar da benim spor hevesimden sıkılmıştı. bu arada, o youtube antrenörlerinin evleri hep o kadar ferah ve aydınlık ki, sanki egzersiz yapmak için yaratılmış. benim salonumda ise iki kanepe, bir tv ünitesi ve eşimin bitmek bilmeyen bitkileriyle dolu bir pencere önü var. yani o "geniş alan" hayali biraz zor.
en komiği de, evde egzersiz yaparken bir yandan da işlerimi halletmeye çalışmaktı. bir taraftan plank pozisyonundayım, diğer taraftan da telefondan gelen e-postalara bakıyorum. sonra bir bakmışım, kargo gelmiş, kapıya koşuyorum. yani o "kesintisiz odaklanma" durumu evde pek mümkün olmuyor. spor salonuna gidince en azından kafanı dağıtacak başka bir şey olmuyor, sadece o demir yığınları ve terli insanlar var. evde ise, bir yandan lunge yaparken, diğer yandan da "akşam yemeğine ne yapsam?" diye düşünmek zorundasın.
sonuç olarak, ev egzersizleri, benim için daha çok bir "iyi niyet gösterisi" oldu. o dambıllar hala yatağın altında mı bilmiyorum ama eminim ki o 7 dakikalık karın egzersizi videosu hala youtube'da duruyordur, yeni kurbanlarını bekliyordur. benim evim artık spor salonu olmaktan çok, rahat bir oturma odası olarak hizmet vermeye devam ediyor. en azından koltukta uzanırken kimse bana "bir set daha!" diye bağırmıyor.
00