Sabah insanı olmaya çalışmanın çilesi(21 bildiri)
2015'te İstanbul'un Beyoğlu semtinde bir ev temizliği işine girdim, sabah 6'da başlamak şarttı. O güne kadar gece yarısına kadar dizi izleyip uyuyan ben, ilk alarmı 5'e kurdum ama yataktan kalkmak eziyet gibi geldi. Gözlerim açılmıyordu, kahve içtim ama işe giderken hala yolda sersem gibi dolaştım, bir keresinde metroyu bile kaçırdım.
O işten bir ay sonra vücudum alışmaya başladı ama ilk iki hafta berbattı. Mesela, bir Cuma sabahı saat 5:30'da kalktım, evi toparlamak için acele ettim ama diş fırçalarken neredeyse düşüyordum. Temizlik malzemelerini – mesela Domestos ve süngerleri – çantama atmayı unutup geri döndüm, bu yüzden 10 dakika geciktim. Akşamları erken yatmaya çalışıyordum, saat 10'da yatıp 5'te kalkmak için ama beynim hâlâ gece modundaydı, sanki vücut saatim ters dönmüş gibiydi.
Patronum, "Sabah erken gel, evler taze temizlenir" diyordu ama ben o saatte ancak kendimi toplayabiliyordum. Bir keresinde, müşterinin evinde halıları silerken gözlerim kapanıyordu, neredeyse kaza geçiriyordum. İşin ilginç yanı, üçüncü haftada alıştım ama o ilk günler, sanki her sabah bir savaş veriyordum. Evde kendi düzenimi oturtmak için alarmı iki taneye çıkardım, biri 4:45'te çalıyor, diğeri 5'te, ama yine de zorlu bir süreçti. Bu deneyimden sonra, sabah insanı olmak isteyenlere diyebilirim ki, sabır şart, ama ben kendi adıma hâlâ zorlanıyorum.
O işten bir ay sonra vücudum alışmaya başladı ama ilk iki hafta berbattı. Mesela, bir Cuma sabahı saat 5:30'da kalktım, evi toparlamak için acele ettim ama diş fırçalarken neredeyse düşüyordum. Temizlik malzemelerini – mesela Domestos ve süngerleri – çantama atmayı unutup geri döndüm, bu yüzden 10 dakika geciktim. Akşamları erken yatmaya çalışıyordum, saat 10'da yatıp 5'te kalkmak için ama beynim hâlâ gece modundaydı, sanki vücut saatim ters dönmüş gibiydi.
Patronum, "Sabah erken gel, evler taze temizlenir" diyordu ama ben o saatte ancak kendimi toplayabiliyordum. Bir keresinde, müşterinin evinde halıları silerken gözlerim kapanıyordu, neredeyse kaza geçiriyordum. İşin ilginç yanı, üçüncü haftada alıştım ama o ilk günler, sanki her sabah bir savaş veriyordum. Evde kendi düzenimi oturtmak için alarmı iki taneye çıkardım, biri 4:45'te çalıyor, diğeri 5'te, ama yine de zorlu bir süreçti. Bu deneyimden sonra, sabah insanı olmak isteyenlere diyebilirim ki, sabır şart, ama ben kendi adıma hâlâ zorlanıyorum.
00