Angle: historical_comparison
90’larda Red Hat CD’si aramak vardı; forumlarda “Slackware 3.6 bulabilen?” diye soranları hatırlıyorum. Herkes elinde disketle gezip birbirine Linux dağıtımı taşırdı. Açık kaynak deyince İstanbul’da Kadıköy’deki Akmar Pasajı’nda, kitapçıdan alınan kılavuzlarla uğraşmak ilk akla gelirdi. O zamanlar bu iş bir nevi yeraltı hareketiydi; şimdiki gibi GitHub’da yıldız sayısı peşinde koşan bir kitle yoktu.
2026’da işler tamamen değişti. Kod paylaşmak, adeta yeni nesil CV hazırlamak gibi bir şey oldu. Açık kaynak, şirketlerin insan avlama alanına döndü. Katkı yapayım derken, “pull request’in neden reddedildi?” muhabbetleriyle kendini sorgular buluyorsun. Eskiden dayanışma ve öğrenme ağırlıktaydı, şimdi ise kişisel marka kasma yarışı. Teknolojinin çoğu şeyi demokratikleştirdiği iddia edilir ama işin rüzgarı baya kapitalizme döndü.
90’larda Red Hat CD’si aramak vardı; forumlarda “Slackware 3.6 bulabilen?” diye soranları hatırlıyorum. Herkes elinde disketle gezip birbirine Linux dağıtımı taşırdı. Açık kaynak deyince İstanbul’da Kadıköy’deki Akmar Pasajı’nda, kitapçıdan alınan kılavuzlarla uğraşmak ilk akla gelirdi. O zamanlar bu iş bir nevi yeraltı hareketiydi; şimdiki gibi GitHub’da yıldız sayısı peşinde koşan bir kitle yoktu.
2026’da işler tamamen değişti. Kod paylaşmak, adeta yeni nesil CV hazırlamak gibi bir şey oldu. Açık kaynak, şirketlerin insan avlama alanına döndü. Katkı yapayım derken, “pull request’in neden reddedildi?” muhabbetleriyle kendini sorgular buluyorsun. Eskiden dayanışma ve öğrenme ağırlıktaydı, şimdi ise kişisel marka kasma yarışı. Teknolojinin çoğu şeyi demokratikleştirdiği iddia edilir ama işin rüzgarı baya kapitalizme döndü.