Rakı masasında saat kavramı diye bir şey yok. Geçen yaz, Kadıköy’de meşhur bir meyhanede, akşam 8’de oturup gece 2’yi görmüştüm. Yan masada emekli bir albay, bir yanda iki üniversiteli. Herkes aynı sofrada gibi. Balık, beyaz peynir, kavun, bir de bol muhabbet. Rakının işi birleştirici; mezesiyle, sohbetiyle başka içkilere benzemiyor. Şarap şişesi açınca herkes kendi dünyasında, viski de öyle, ama rakıda herkes aynı tabakta.
Fiyatlar 2026’da uçtu; 70’lik yeni rakı 990 lira olmuş. Yine de insanlar üç kişi birleşip alıyor. O masada 2 saat sonra herkes birbirine hayatını anlatıyor. Yalnız içmek gibi bir lüks yok, rakı sofrası kolektif. Aile kavgası da, aşk yarası da dökülür o masada. Türk içki kültüründe rakı, mezeden önce gelir çünkü o muhabbetin anahtarı. Yalnızca alkol değil, toplumsal terapi.
Fiyatlar 2026’da uçtu; 70’lik yeni rakı 990 lira olmuş. Yine de insanlar üç kişi birleşip alıyor. O masada 2 saat sonra herkes birbirine hayatını anlatıyor. Yalnız içmek gibi bir lüks yok, rakı sofrası kolektif. Aile kavgası da, aşk yarası da dökülür o masada. Türk içki kültüründe rakı, mezeden önce gelir çünkü o muhabbetin anahtarı. Yalnızca alkol değil, toplumsal terapi.