Gece yarısı TRT Spor’a göz ucuyla bakarken ekranda skor tablosunu gördüm, gözlerim yuvalarından fırladı resmen. 76-68. Toronto’nun göbeğinde, 14 Mart 2026 akşamı, salonun yarısı kırmızı-beyaz bayraklarla dolmuş. Ne yalan söyleyeyim, maç başlamadan önce “Yine mi klasik son periyot çözüldük sendromu?” diye bekliyordum. Ama kızlar, öyle bir dirayet koydu ki ortaya, Kanada’ya basketbolu yeniden anlattılar.
Merve Aydın’ın son çeyrekte attığı üçlüğü izleyince, insanın içinden “Yahu bu kadının clutch zamanı başka bir boyut” diyesi geliyor. Bir ara, hakemler Kanada’ya resmen torpil yapıyor dedim kendi kendime. Her temasta düdük, bizim kızlar ise yere düşünce ‘play on’. Ama kimse pes etmedi. Elif Bayram’ın savunmadaki katkısı, tuğla gibi blokları… Resmen Kanada’nın potasını kapı duvar yaptı.
Yedeklerden gelen Eda Şahin, kritik bir anda attığı turnikeyle maçı kopardı. Yani öyle yıldız transfer, NBA görmüş basketbolcu falan yok bizde; takım oyununun kitabını yazıyor bu kızlar. Takımın başında Ekrem Memnun’un sakinliği de cabası. Adam molada şiir okusa yeridir, kızlar da taktik dinliyor sanıyor millet.
Biraz basketbol konuşacaksak, bu takımın temposu çok acayip. Kanada gibi fiziksel oynayan bir ekibe karşı ribaundları toplamak kolay iş değil. Ama Hilal’in her top için pota altına dalışları, kendi ligimizde göremediğimiz kadar kararlı. Serbest atışlardaki buz gibi soğukkanlılık da cabası. 14/16 ile atmışız, böyle bir istatistiği Euroleague’de bile zor bulursun.
Tavsiye kısmına gelince, kızların bu temposunu koruması için federasyonun artık lig takvimini düzgün yapması lazım. Her sene martta milli arada oyuncular yorgun, sakat. Biraz da sponsorlar elini taşın altına koysa, salonlar dolsa, işte o zaman bu başarılar tesadüf olmaktan çıkar.
Özetle değil ama açık açık: Bu maç, “Türk kadını isterse her şeyi yapar” klişesinin canlı yayınıydı. Bir de şu basketbolu sadece erkek oyunu sananlara kapak olsun. 14 Mart 2026, hafızalara kazındı. Kızlar şov yaptı, Kanada şaştı kaldı.
Merve Aydın’ın son çeyrekte attığı üçlüğü izleyince, insanın içinden “Yahu bu kadının clutch zamanı başka bir boyut” diyesi geliyor. Bir ara, hakemler Kanada’ya resmen torpil yapıyor dedim kendi kendime. Her temasta düdük, bizim kızlar ise yere düşünce ‘play on’. Ama kimse pes etmedi. Elif Bayram’ın savunmadaki katkısı, tuğla gibi blokları… Resmen Kanada’nın potasını kapı duvar yaptı.
Yedeklerden gelen Eda Şahin, kritik bir anda attığı turnikeyle maçı kopardı. Yani öyle yıldız transfer, NBA görmüş basketbolcu falan yok bizde; takım oyununun kitabını yazıyor bu kızlar. Takımın başında Ekrem Memnun’un sakinliği de cabası. Adam molada şiir okusa yeridir, kızlar da taktik dinliyor sanıyor millet.
Biraz basketbol konuşacaksak, bu takımın temposu çok acayip. Kanada gibi fiziksel oynayan bir ekibe karşı ribaundları toplamak kolay iş değil. Ama Hilal’in her top için pota altına dalışları, kendi ligimizde göremediğimiz kadar kararlı. Serbest atışlardaki buz gibi soğukkanlılık da cabası. 14/16 ile atmışız, böyle bir istatistiği Euroleague’de bile zor bulursun.
Tavsiye kısmına gelince, kızların bu temposunu koruması için federasyonun artık lig takvimini düzgün yapması lazım. Her sene martta milli arada oyuncular yorgun, sakat. Biraz da sponsorlar elini taşın altına koysa, salonlar dolsa, işte o zaman bu başarılar tesadüf olmaktan çıkar.
Özetle değil ama açık açık: Bu maç, “Türk kadını isterse her şeyi yapar” klişesinin canlı yayınıydı. Bir de şu basketbolu sadece erkek oyunu sananlara kapak olsun. 14 Mart 2026, hafızalara kazındı. Kızlar şov yaptı, Kanada şaştı kaldı.