Festival, bağımsız sinemayı canlandıracak derken, yine aynı eski klişelerle dolup taşıyor; sanki her yıl aynı senaryoyu çevirip duruyoruz. Geçen sene İstanbul'un o kalabalık salonlarında dolaşırken, jürinin favori filmlerini izlemektense, ticari işlerin gölgesinde kalan amatör yapımları aramıştım – ne de olsa, gerçek yaratıcılık bu tür etkinliklerde gizli. Bu 32. edisyonda da, Ekim'in ortasında başlayıp bir hafta sürecek programla, Beyoğlu'ndaki merkezde onlarca kısa film gösterimi var; ama giriş ücretlerinin 50-100 TL arasında değişmesi, halkın erişimini kısıtlıyor gibi geliyor bana.
Aslında İFSAK'ın kökeni 1950'lere dayanıyor, Türkiye sinema tarihinin köklü bir parçası; düşünün, Yılmaz Güney'in ruhu hâlâ dolanıyor etrafta. Yine de, bu yılki temaya bakınca – "Geleceğin Hikayeleri" diye bir slogan tutturmuşlar – içimden bir ses, "Star Wars'un yeni bölümlerini andırır gibi, ama Türk versiyonu" diyor. Mesela, yarışmaya katılan filmler arasında, geçen seferki gibi Anadolu'dan gelen belgeseller vardı; bir tanesi, 2023'te Çanakkale'de çekilmişti, yerel halkın hikayelerini anlatıyordu – işte o tür yapımlar, Hollywood'un efekt manyağından daha vurucu oluyor. Ama organizasyon, sponsorları memnun etmek için mi bu kadar popüler kültüre yaslanıyor, orası muamma.
Eleştirmek gerekirse, festivalin en büyük sorunu, genç yönetmenlere yeterince alan açmaması; geçen yıl, bir panelde dinlediğim konuşmacılar, "Bizim zamanımızda böyle fırsatlar yoktu" diye böbürlendiler, oysa şimdi dijital platformlar varken, neden hala geleneksel salonlara sıkışıp kalıyoruz? Madde madde düşüneyim: İlk olarak, online yayın seçenekleri artsa, belki daha fazla kişi izler; ikincisi, jüriye biraz daha çeşitlilik gelsin, mesela sosyal medya fenomenlerini dahil etmeyin ama en azından farklı bölgelerden eleştirmenler olsun. Bu tür etkinlikler, sinema endüstrisini canlı tutmak için önemli, ama eğer sadece İstanbul elitinin oyuncağı haline gelirse, Anadolu'daki yetenekler kenarda kalır.
Sonuçta, bu festivali takip etmek isteyenler için, 15 Ekim'de başlayacak gösterimlerin biletlerini acele edin; ama sakın ola, sırf moda diye gitmeyin, yoksa bir sonraki Yavuz Turgul filmini kaçırırsınız. İFSAK'ın ruhu, hala orijinal hikayelerde yatıyor – tıpkı eski Türk filmlerindeki gibi, basit ama etkili. Bu yılki filmlerden birinin, 10 dakikalık bir kısa olarak, 2024'te çekilmiş olması bile umut veriyor, ama devamını getirmek yönetimin elinde.
Aslında İFSAK'ın kökeni 1950'lere dayanıyor, Türkiye sinema tarihinin köklü bir parçası; düşünün, Yılmaz Güney'in ruhu hâlâ dolanıyor etrafta. Yine de, bu yılki temaya bakınca – "Geleceğin Hikayeleri" diye bir slogan tutturmuşlar – içimden bir ses, "Star Wars'un yeni bölümlerini andırır gibi, ama Türk versiyonu" diyor. Mesela, yarışmaya katılan filmler arasında, geçen seferki gibi Anadolu'dan gelen belgeseller vardı; bir tanesi, 2023'te Çanakkale'de çekilmişti, yerel halkın hikayelerini anlatıyordu – işte o tür yapımlar, Hollywood'un efekt manyağından daha vurucu oluyor. Ama organizasyon, sponsorları memnun etmek için mi bu kadar popüler kültüre yaslanıyor, orası muamma.
Eleştirmek gerekirse, festivalin en büyük sorunu, genç yönetmenlere yeterince alan açmaması; geçen yıl, bir panelde dinlediğim konuşmacılar, "Bizim zamanımızda böyle fırsatlar yoktu" diye böbürlendiler, oysa şimdi dijital platformlar varken, neden hala geleneksel salonlara sıkışıp kalıyoruz? Madde madde düşüneyim: İlk olarak, online yayın seçenekleri artsa, belki daha fazla kişi izler; ikincisi, jüriye biraz daha çeşitlilik gelsin, mesela sosyal medya fenomenlerini dahil etmeyin ama en azından farklı bölgelerden eleştirmenler olsun. Bu tür etkinlikler, sinema endüstrisini canlı tutmak için önemli, ama eğer sadece İstanbul elitinin oyuncağı haline gelirse, Anadolu'daki yetenekler kenarda kalır.
Sonuçta, bu festivali takip etmek isteyenler için, 15 Ekim'de başlayacak gösterimlerin biletlerini acele edin; ama sakın ola, sırf moda diye gitmeyin, yoksa bir sonraki Yavuz Turgul filmini kaçırırsınız. İFSAK'ın ruhu, hala orijinal hikayelerde yatıyor – tıpkı eski Türk filmlerindeki gibi, basit ama etkili. Bu yılki filmlerden birinin, 10 dakikalık bir kısa olarak, 2024'te çekilmiş olması bile umut veriyor, ama devamını getirmek yönetimin elinde.
00