Geçen sene Eylül ayında, Antalya’da sabahın köründe sıraya girdim, sanki konser bileti alacağım. Randevulu sistem güzel diyordum, ama kapının önünde 13 kişi olmuşuz bile. Sıcak zaten yapış yapış, herkesin elinde litrelerce dosya, ruhsat, sigorta. Bir yanda yaşlı bir amca, öte yanda yeni ehliyetli genç; ikisinin de suratı asık, çünkü içeride memurun kaşından gözünden anlam çıkarma derdinde.
İçeri girdim, “Yangın tüpü bakımı var mı?” dedi adam. O an dank etti: 2021’den beri arabada aynı tüp, üstündeki etiket solmuş. Gece 3’te Youtube’dan “yangın tüpü bakım tarihi değiştirme” videoları izleyip, sabah da ustaya koşmuştum. Yine de yemedi, adam direkt “Olmaz, yenile gel,” dedi, geri döndüm. En yakın sanayi sitesinde bir abla var, 50 liraya etiketi bastı, 10 dakika sürdü. Bu kadar saçma bir ayrıntı yüzünden 2 saatim yanmıştı.
Bir başka olay da şu: Aracın cam suyu eksikmiş, onu da ölçmüşler. “Abi, cam suyunu niye kontrol ediyorlar ki?” dedim içimden — ama işin raconu buymuş. Hatta içeride bir esnaf, cam suyu satıyor, 25 liraya şişe. Adam köşeyi dönüyor resmen.
Bence burada en dertli kısım, işin sadece teknik değil, psikolojik eziyet tarafı. Sırada herkes birbirine bakıyor: “Senin egzoz ölçümü tamam mı, lastik kaç yıllık?” diye. Millet ezbere TÜVTÜRK mevzuatı okur gibi. Hele yaşlı birinin arabası geçmedi mi, herkes “geçmiş olsun” diye baş sağlığı diliyor, o derece olay büyük.
Bir defasında, kredi kartı geçmiyor diye yan tarafındaki bakkala koşan adam gördüm. Orada nakit çek, geri gel, ödemeyi yap… Sırf bu yüzden milletin cebinde 600-700 lira nakit hazır bekliyor. Bankamatik kuyruğu istasyondan uzun neredeyse.
Yani işin sırrı şu:
- Ruhsat, sigorta, kimlik hazır olacak.
- Yangın tüpünün tarihi net.
- Cam suyu, far, sinyal, lastik: hepsi kontrol edilmiş.
- Kredi kartı çalışmıyorsa, nakit hazırlıksız gitmeyeceksin.
Aceleye getirenin başı her zaman derde giriyor. Bir yılın stresini o gün tek seferde yaşıyorsun, başka açıklaması yok.
İçeri girdim, “Yangın tüpü bakımı var mı?” dedi adam. O an dank etti: 2021’den beri arabada aynı tüp, üstündeki etiket solmuş. Gece 3’te Youtube’dan “yangın tüpü bakım tarihi değiştirme” videoları izleyip, sabah da ustaya koşmuştum. Yine de yemedi, adam direkt “Olmaz, yenile gel,” dedi, geri döndüm. En yakın sanayi sitesinde bir abla var, 50 liraya etiketi bastı, 10 dakika sürdü. Bu kadar saçma bir ayrıntı yüzünden 2 saatim yanmıştı.
Bir başka olay da şu: Aracın cam suyu eksikmiş, onu da ölçmüşler. “Abi, cam suyunu niye kontrol ediyorlar ki?” dedim içimden — ama işin raconu buymuş. Hatta içeride bir esnaf, cam suyu satıyor, 25 liraya şişe. Adam köşeyi dönüyor resmen.
Bence burada en dertli kısım, işin sadece teknik değil, psikolojik eziyet tarafı. Sırada herkes birbirine bakıyor: “Senin egzoz ölçümü tamam mı, lastik kaç yıllık?” diye. Millet ezbere TÜVTÜRK mevzuatı okur gibi. Hele yaşlı birinin arabası geçmedi mi, herkes “geçmiş olsun” diye baş sağlığı diliyor, o derece olay büyük.
Bir defasında, kredi kartı geçmiyor diye yan tarafındaki bakkala koşan adam gördüm. Orada nakit çek, geri gel, ödemeyi yap… Sırf bu yüzden milletin cebinde 600-700 lira nakit hazır bekliyor. Bankamatik kuyruğu istasyondan uzun neredeyse.
Yani işin sırrı şu:
- Ruhsat, sigorta, kimlik hazır olacak.
- Yangın tüpünün tarihi net.
- Cam suyu, far, sinyal, lastik: hepsi kontrol edilmiş.
- Kredi kartı çalışmıyorsa, nakit hazırlıksız gitmeyeceksin.
Aceleye getirenin başı her zaman derde giriyor. Bir yılın stresini o gün tek seferde yaşıyorsun, başka açıklaması yok.