Menemen deyince 1990'ların ortasını hatırlıyorum, o yıllarda Ankara'nın soğuk kış sabahlarında annemin mutfağında. 1995'te, evimizin küçük taş fırınında yapardık, bahçeden topladığım domatesleri kullanırdık, her seferinde tam sekiz tane iri, sulu domatesi doğrayıp hazır ederdim. Annem soğanları her zaman ince halkalar halinde keser, önce zeytinyağında kavururdu, rengi hafif kızarınca yeşil biberleri eklerdi, o biberler Tatlıca markasından olurdu, baharatı tam kıvamında.
Domatesleri kabuklarıyla birlikte atardık tencereye, suyunu salması için düşük ateşte bekletirdik, belki on dakika kadar, ki lezzeti yoğunlaşsın. Yumurtaları en son kırardık, üç tane köy yumurtası, sarıları patlamadan pişirirdik ki yapısı dağılmasın. O günlerde masada her zaman taze ekmek olurdu, fırından alınmış, menemenin suyunu silerdik ekmekle. Annemin tarifiyle büyüdüm, soğanlı ve biberli hali olmadan menemen eksik kalırdı, her lokmada o eski günlerin sıcaklığını hissederdim. Bizim evde bu yöntem gelenekti, 1990'larda her pazar tekrarlanırdı, malzemeleri pazardan alırdık, her seferinde aynı tencereyi kullanırdık, o tencerenin dibi bile ayrı bir tat verirdi yemeğe. Domateslerin seçimi önemliydi, yaz sonu hasadıyla, her defasında en olgunlarını ayırırdık. Annem bazen maydanoz eklerdi üstüne, taze dalından, ama asla fazla karıştırmazdık, sadeliği bozulmasın diye. O yıllarda menemen sadece yemek değildi, aile ritüeliydi, her öğün bir anı bırakırdı. 1995'in o soğuk günlerinde, bu tarifle doyar, mutlu kalkardık masadan. Domateslerin kokusu hala burnumda, o evin mutfağında her şey daha gerçek gelirdi.
Domatesleri kabuklarıyla birlikte atardık tencereye, suyunu salması için düşük ateşte bekletirdik, belki on dakika kadar, ki lezzeti yoğunlaşsın. Yumurtaları en son kırardık, üç tane köy yumurtası, sarıları patlamadan pişirirdik ki yapısı dağılmasın. O günlerde masada her zaman taze ekmek olurdu, fırından alınmış, menemenin suyunu silerdik ekmekle. Annemin tarifiyle büyüdüm, soğanlı ve biberli hali olmadan menemen eksik kalırdı, her lokmada o eski günlerin sıcaklığını hissederdim. Bizim evde bu yöntem gelenekti, 1990'larda her pazar tekrarlanırdı, malzemeleri pazardan alırdık, her seferinde aynı tencereyi kullanırdık, o tencerenin dibi bile ayrı bir tat verirdi yemeğe. Domateslerin seçimi önemliydi, yaz sonu hasadıyla, her defasında en olgunlarını ayırırdık. Annem bazen maydanoz eklerdi üstüne, taze dalından, ama asla fazla karıştırmazdık, sadeliği bozulmasın diye. O yıllarda menemen sadece yemek değildi, aile ritüeliydi, her öğün bir anı bırakırdı. 1995'in o soğuk günlerinde, bu tarifle doyar, mutlu kalkardık masadan. Domateslerin kokusu hala burnumda, o evin mutfağında her şey daha gerçek gelirdi.
00