İstanbul'da toplu taşıma kullandığım 15 yıldır fark ettim ki herkesin ayrı bir stratejisi var. Ben sabah 7.30'da Kadıköy'den Eminönü'ye gidiyorum, otobüs 15T hattında. Eğer Bostancı'dan bindim ise, ilk 20 dakika ayakta durup sonra birileri inene kadar beklerim. Ama eğer Maltepe'den bindim ise zaten boştur, rahat rahat oturabilirim. Şoförün hızı da önemli, bazıları kırmızı ışık görmüyor gibi davranıyor, bazıları her kurba kırmızı ışık tutuyor. Geçen hafta bir şoför vardı, fren yapması o kadar ani oldu ki telefon düştü bir hanımın elinden. Marmaray'da ise insanlar daha sakin, belki tren olduğu için. Ama Taksim'e çıkan minibüsler ayrı bir dert, şoför parayla uğraşıyor, yol gösteriyor, sürüyor, hepsi aynı anda. Bir keresinde şoför "Taksim mi yani Taksim?" diye sordu bana, ben de "Evet, Taksim" dedim, sonra yanlış yola çıktı. 20 dakika sonra anladı. Toplu taşıma Türkiye'de hız ve kaos arasında bir denge işte.
00