Altın mı döviz mi tartışmasını her aile buluşmasında duydum, bazen de hastanede nöbet çıkışında kantin masasında. Benim için bu mesele biraz kimlik meselesine dönüştü, çünkü çocukluğumda dedem altın diyenlerden, babam dövizcilerden. 2019 Mayıs'ında, Ankara Numune Hastanesi'nde asistanlığın ilk maaşıyla 1500 liralık dolar aldım. O zamanlar 6 liraydı, “dolar can yakmaz” dedim. Yıl geçti, 2020 Temmuzunda döviz çıkış yaptı, sevinç kısa sürdü çünkü herkes dolar konuşuyordu ama markette salatalık fiyatı geçmişti bile. Oysa annem, çeyrek altınları yastık altında tutmakta ısrar eder. Ona göre altın, zamanın ipine asılı kalıyor, bozdurduğunda hep bir işine yarıyor. Felsefi tarafı burada başlıyor zaten. Döviz daha hesap-kitap işi, ekrana bakıp anlık karar alanlar için. Altın ise, bana göre, insanın zamana karşı küçük bir inadı. Biraz sabır, biraz da kadim bir güven hissi. Arada kalan hep ben oldum; dövizci babayla altıncı annenin ortasında, bazen de bakkalın camındaki çeyrek gram fiyatına bakarak.
00