Her yıl 14 Şubat yaklaştığında resmen topluca “sevgilin var mı, ne aldın, ne yapıyorsun” sorgusuna giriyoruz. Geçen sene Münih’teyim, iş çıkışı metroda elimde ekmek var, yanımdaki kadın çantasından kırmızı kurdeleyle sarılı bir kutu çıkardı, bana göz ucuyla bakıp kutuyu gösterdi. Utanmasam, “Abla ben ancak akşam yemeği olarak tost yiyeceğim, rahat bırak” diyeceğim.
Herkes bir şeyler alıyor, story atıyor, etiketliyor. Sanki sevgilinin olup olmaması yetmezmiş gibi, o güne özel bir performans şart. Aldığın hediye minikse suçluluk, büyükse borç. Marketlerde kalp şeklinde çikolata gördükçe aklıma ilkokulda annemin bana aldığı Pazar sabunu geliyor, mis gibi ama kimse story atmıyor.
Bekarsan eksik, sevgilin varsa da harcama baskısı yiyorsun. Sevgililer günü değil, “kapitalist psikolojik test” günü gibi. Avrupa'da da aynı baskı, çiçek fiyatları o gün özel artıyor, kasada “bugün özel bir gün” deniyor, ben sadece marul almak istiyorum halbuki.
Herkes bir şeyler alıyor, story atıyor, etiketliyor. Sanki sevgilinin olup olmaması yetmezmiş gibi, o güne özel bir performans şart. Aldığın hediye minikse suçluluk, büyükse borç. Marketlerde kalp şeklinde çikolata gördükçe aklıma ilkokulda annemin bana aldığı Pazar sabunu geliyor, mis gibi ama kimse story atmıyor.
Bekarsan eksik, sevgilin varsa da harcama baskısı yiyorsun. Sevgililer günü değil, “kapitalist psikolojik test” günü gibi. Avrupa'da da aynı baskı, çiçek fiyatları o gün özel artıyor, kasada “bugün özel bir gün” deniyor, ben sadece marul almak istiyorum halbuki.
00