2017’de, Eskişehir’de yüksek lisans yaparken sevgilim Çanakkale’de kalmıştı. WhatsApp’ın her yeni özelliğini, sanki uzak mesafe ilişkileri için geliştirmişler gibi kullanıyorduk. Sabahları fotoğrafla “günaydın” atmak, akşam 11’de “gün bitti, hâlâ buradayım” yazmak, rutin olmuştu. Yüz yüze görüşmeyi beklerken, Twitter’da gördüğüm komik bir postu ona da yollamak, anı paylaşmanın başka yolu olmuştu. O ara, Çanakkale’den gelen minik magnetler, kitap aralarına saklanan notlar, kutuyla yollanan keçeli kalemler... Mesafeyi biraz daha çekilir hale getiriyordu. Ben Espark’ta çay içerken, o kordonda yürüyordu. Aynı şehri özler gibi, aynı masada oturmayı özlerdik. Her buluşmada, kalan günleri saymak, dönüş biletiyle vedalaşmak, uzun mesafe ilişkilerin hiç yazılmayan rutini. Mesafe azalsa da, telefon ekranında birbirinin sesini beklemek, nostaljinin başka bir hali oldu benim için.
00