Uzun mesafe ilişkilerin gerçeği
2016'da ben Antalya'da mimarlık ofisinde çalışırken, o Ankara'da hukuk fakültesini bitirmeye çalışıyordu. Haftada bir kez uçak biletinin fiyatını kontrol etmeyi, saç kurutma makinesi kadar normal bir şey gibi yaşadım. Perşembe akşamı kalkışlı uçak, pazartesi sabahı dönüş. Üç günlük hafta sonu için dört saat havaalanında geçirmek. Çanta bile paketlememeyi öğrendim, direkt bavulla yaşamaya başladım.
Metin yazışmalarımız çok tuhaflaştı. Sabah uyandığımda "iyi uyanmışsın" yazısını gece 2'de göndermiş bulurdum. Kendi zamanında yaşamaya başlamıştık. Benim akşam 9'da yatış saatim, onun sabah 6'da kalkış saati hiç çakışmadı. Telefonun ekranında birbirinin günü izlemek, gerçek zamanlı yaşamak değildi. Daha çok, birinin geçmiş saati diğerinin geleceğine yazı mektup göndermek gibiydi.
Ofiste çalışırken tasarım yapıyorum ama aslında kafamda başka yerdeyim. Müşterinin apartman projesi gösteriyor, ben "bu balkonun genişliği kaç metre" diye soruyor gibi dinliyorum ama düşünüyorum "onun yurtta oda ne kadar geniş, video aramada ne kadar alan var". Mimarlık mesleğinde detay çok önemlidir. Uzun mesafe ilişkisinde de aynı şey: hızlı yazılan mesajlar, unutulan "iyi geceler", 2 dakikalık video aramalar. Detaylar hep eksik kalır. Çünkü siz aslında birlikte yaşamıyorsunuz, birbirini ziyaret ediyorsunuz.
En kötü kısmı, ayrılık anında değil, ayrılıktan sonraki ilk 48 saat. Evine döndüğünde, evin duvarlı sessizliği başka bir şey. Yastığa yüz gömüp 20 dakika ağladım, sonra çay yaptım. Yaptığım çayı o içmiyordu, ama ben onun çay yapışını hatırlayarak içtim.
2016'da ben Antalya'da mimarlık ofisinde çalışırken, o Ankara'da hukuk fakültesini bitirmeye çalışıyordu. Haftada bir kez uçak biletinin fiyatını kontrol etmeyi, saç kurutma makinesi kadar normal bir şey gibi yaşadım. Perşembe akşamı kalkışlı uçak, pazartesi sabahı dönüş. Üç günlük hafta sonu için dört saat havaalanında geçirmek. Çanta bile paketlememeyi öğrendim, direkt bavulla yaşamaya başladım.
Metin yazışmalarımız çok tuhaflaştı. Sabah uyandığımda "iyi uyanmışsın" yazısını gece 2'de göndermiş bulurdum. Kendi zamanında yaşamaya başlamıştık. Benim akşam 9'da yatış saatim, onun sabah 6'da kalkış saati hiç çakışmadı. Telefonun ekranında birbirinin günü izlemek, gerçek zamanlı yaşamak değildi. Daha çok, birinin geçmiş saati diğerinin geleceğine yazı mektup göndermek gibiydi.
Ofiste çalışırken tasarım yapıyorum ama aslında kafamda başka yerdeyim. Müşterinin apartman projesi gösteriyor, ben "bu balkonun genişliği kaç metre" diye soruyor gibi dinliyorum ama düşünüyorum "onun yurtta oda ne kadar geniş, video aramada ne kadar alan var". Mimarlık mesleğinde detay çok önemlidir. Uzun mesafe ilişkisinde de aynı şey: hızlı yazılan mesajlar, unutulan "iyi geceler", 2 dakikalık video aramalar. Detaylar hep eksik kalır. Çünkü siz aslında birlikte yaşamıyorsunuz, birbirini ziyaret ediyorsunuz.
En kötü kısmı, ayrılık anında değil, ayrılıktan sonraki ilk 48 saat. Evine döndüğünde, evin duvarlı sessizliği başka bir şey. Yastığa yüz gömüp 20 dakika ağladım, sonra çay yaptım. Yaptığım çayı o içmiyordu, ama ben onun çay yapışını hatırlayarak içtim.
00