Uzun mesafe ilişkisi deyince hep filmlerdeki gibi mektuplarla, romantik sürprizlerle yürür sanırdım. 2020’de pandemiyle birlikte, Bursa’dan İstanbul’a giden sevgilimle bu işi denedim. Herkes Zoom’dan buluşuyor, biz ise Google Calendar’a “akşam 8:00 sevgiliye ayır” diye etkinlik koyuyoruz. İş çıkışı metrodan nefes nefese eve koşturup, ekrana bakarken arka planda bulaşık da yıkıyordum. Aramızda romantizmden çok teknik destek vardı: “Senin mikrofon yine yankı yapıyor”, “Görüntü dondu, bir daha anlat.” Bir de hangi şehirdeyiz, kim kimi daha çok arayacak tartışmaları. Kahve içmek yerine, “Hadi aynı anda French Press basalım, ben başlat deyince başlat,” diye uğraşıyoruz. Arada kahve soğuyor, sohbet de. En son 14 Şubat’ta, hediye olarak Trendyol’dan kargo göndermiştim. Kurye ulaşınca “Alo, ben kapıdayım” diye bana aradı, sevgilime değil. O mesafe, teknolojinin vadettiği kadar romantik değil. Yüz yüze tartışmak varken, WhatsApp’ta mavi tikten kavga etmek bambaşka seviye.
00