Benim gördüğüm, arkadaşlıkların bitmesinde en büyük payı kırgınlık değil, zaman yönetememek alıyor. Şimdi Adana’da büyüdüğüm mahallede, bir zamanlar her akşamüstü top oynadığım çocuklardan üçüyle şu an yılda bir zar zor buluşuyorum. Eskiden 2012 yazında, Çakmak Caddesi’nde, 36 derece sıcağın altında saatlerce bisiklet sürdüğüm Barış vardı mesela. O zamanlar aramızda “yarın kaçta geleceksin?” dışında bir cümle dönmezdi. Şimdi WhatsApp’ta bile iki hafta cevap bekler oldum. Gündem, işler, aile, rutin, hepsi araya giriyor.
Bir de şöyle bir şey var: insan zamanla değişiyor. Eskiden arabalarla ilgili her detayı konuştuğum, 2016’da Şakirpaşa Sanayi’de birlikte yağ değiştirdiğim Murat var. Şimdi adam evlendi, çocuk oldu, onun gündemi bez parası, benimki hâlâ “uğur oto tamirciye mi gitsem, yoksa kendi mi değiştirsem buji?” Tartışacak ortak konu kalmayınca, muhabbet ister istemez kısalıyor.
Bir kere de, kendi çevremde şunu fark ettim: menfaat veya çıkar çatışmasından çok, plansızlık yüzünden arkadaşlıklar sönüyor. 2020’de pandemide herkes eve kapanınca, bir anda iletişim bıçak gibi kesildi. O yıl yaz başı, eski dostum Fırat’la Adana Sahil Yolu’nda arabada oturduk, iki saat boyunca pandemide ne yaptığımızı anlattık. O buluşmadan sonra bir daha denk gelmedik, çünkü ikimiz de “ne zaman görüşsek?” diye sormak yerine kendi işimize gömüldük.
Küçük şeyler aslında. Bir doğum günü unuttuğunda, ya da yeni bir iş bulduğunda tebrik etmediğinde, araya “bunu hatırlamadı” gerginliği giriyor. Biriktikçe dağ gibi oluyor. Geçen ay, 2008’den beri tanıdığım Serhat, bana “artık her şeyi ben hatırlatıyorum” deyip sitem etti. Ben de farkında olmadan “nasılsın” bile dememişim, tamamen iş güç derdinden. Küslük yok ama ilişki de kendi kendine sönüyor.
Arkadaşlıkların bitmesinde ihanet, kavga, dedikodu falan bence çoğunluk değil, istisna. Asıl mesele, hayatın hepimizi sağa sola savurması. İnsanlar arıyor, bulamıyor, sonra da yeni arkadaşlıklar peşine düşüyor. Benim için en yaygın sebep bu; gündelik kaos, unutmak, ihmal etmek. 2005’te Arıkan Oto’da, öğlen sıcağında sandalyelere oturup kola içtiğimiz adamlardan şimdi hiçbirinin numarası telefonda yok. Araya başka şeyler girdi. Baştan niyet kötü değildi ama sonu böyle oldu.
Bir de şöyle bir şey var: insan zamanla değişiyor. Eskiden arabalarla ilgili her detayı konuştuğum, 2016’da Şakirpaşa Sanayi’de birlikte yağ değiştirdiğim Murat var. Şimdi adam evlendi, çocuk oldu, onun gündemi bez parası, benimki hâlâ “uğur oto tamirciye mi gitsem, yoksa kendi mi değiştirsem buji?” Tartışacak ortak konu kalmayınca, muhabbet ister istemez kısalıyor.
Bir kere de, kendi çevremde şunu fark ettim: menfaat veya çıkar çatışmasından çok, plansızlık yüzünden arkadaşlıklar sönüyor. 2020’de pandemide herkes eve kapanınca, bir anda iletişim bıçak gibi kesildi. O yıl yaz başı, eski dostum Fırat’la Adana Sahil Yolu’nda arabada oturduk, iki saat boyunca pandemide ne yaptığımızı anlattık. O buluşmadan sonra bir daha denk gelmedik, çünkü ikimiz de “ne zaman görüşsek?” diye sormak yerine kendi işimize gömüldük.
Küçük şeyler aslında. Bir doğum günü unuttuğunda, ya da yeni bir iş bulduğunda tebrik etmediğinde, araya “bunu hatırlamadı” gerginliği giriyor. Biriktikçe dağ gibi oluyor. Geçen ay, 2008’den beri tanıdığım Serhat, bana “artık her şeyi ben hatırlatıyorum” deyip sitem etti. Ben de farkında olmadan “nasılsın” bile dememişim, tamamen iş güç derdinden. Küslük yok ama ilişki de kendi kendine sönüyor.
Arkadaşlıkların bitmesinde ihanet, kavga, dedikodu falan bence çoğunluk değil, istisna. Asıl mesele, hayatın hepimizi sağa sola savurması. İnsanlar arıyor, bulamıyor, sonra da yeni arkadaşlıklar peşine düşüyor. Benim için en yaygın sebep bu; gündelik kaos, unutmak, ihmal etmek. 2005’te Arıkan Oto’da, öğlen sıcağında sandalyelere oturup kola içtiğimiz adamlardan şimdi hiçbirinin numarası telefonda yok. Araya başka şeyler girdi. Baştan niyet kötü değildi ama sonu böyle oldu.
00