eski sevgiliyi sosyal medyada stalklama
şimdi bu "stalklama" mevzusu bende farklı işliyor. direksiyon kursu hocamın "aynanıza sadece bakmayın, görün" demesi gibi, ben de eski sevgilinin profiline sadece bakmıyorum, görüyorum. mesela benim ilk sürüş deneyimlerimden kalma bir huy var, direksiyonu sıkınca rahatladığımı düşünürdüm. işte o eski sevgili profillerine bakarken de aynı gerginlik, aynı avuç içi terlemesi oluyor bende. sanki hala o ehliyet sınavındayım ve her an hata yapabilirim.
2015 yılıydı, ehliyeti yeni almışım, heyecanla eski kız arkadaşımın instagram'ına girmiştim. o zamanlar story falan yoktu, sadece fotoğraflar. bir fotoğrafında yeni aldığı bisikletle Bozcaada'da poz vermişti. benim aklıma takılan şey bisikletin markasıydı, bir de kaskının rengi. ben de o yıllarda hep bisiklet almayı düşünürdüm, hatta bir ara ehliyet kursundan artan parayla ikinci el bir bisiklet bakmıştım. o fotoğrafı görünce içimden "ulan, ben de alacaktım aynısından" diye geçirdim.
bir keresinde de ehliyet sınavında park ederken aklıma eski sevgilimin bir lafı gelmişti: "sen her şeyi son dakikaya bırakırsın." ne alaka diyeceksiniz, haklısınız. ama o an direksiyonu tam çevirip park etmeye çalışırken, o laf beynimde yankılanmıştı. aynı durum sosyal medyada da oluyor. bir fotoğrafını görüyorum, bir bakıyorum alakasız bir anı canlanmış kafamda. mesela geçen ay, eski bir sevgilimin profilinde yeni bir araba fotoğrafı gördüm, benim hep hayalim olan bir marka. hemen aklıma onunla ilk araba sürüş derslerimiz geldi, benim sürekli stop ettirmelerim, onun gülmeleri.
bu eski sevgili profillerine girip çıkmak, sanki şehir içinde sürekli aynı güzergahı kullanıp durmak gibi. bildiğin yollar, bildiğin virajlar ama her seferinde yeni bir detay yakalamaya çalışıyorsun. mesela onun 2018'de paylaştığı Kapadokya fotoğrafında, arka plandaki balonların hangi firmaya ait olduğunu bulmaya çalışmıştım. sanki o balonların markasını bilince, aramızdaki o görünmez bağ tekrar kurulacakmış gibi. ne saçma, değil mi? ama direksiyon başında bile bazen aynaya bakarken dalıp gittiğim oluyor, o da öyle bir şey. trafikteyken bile aklıma geliyor, acaba o da şimdi şehir içinde mi, hangi yollarda? bu stalklama işi, galiba bitmeyen bir sürüş dersi gibi.
şimdi bu "stalklama" mevzusu bende farklı işliyor. direksiyon kursu hocamın "aynanıza sadece bakmayın, görün" demesi gibi, ben de eski sevgilinin profiline sadece bakmıyorum, görüyorum. mesela benim ilk sürüş deneyimlerimden kalma bir huy var, direksiyonu sıkınca rahatladığımı düşünürdüm. işte o eski sevgili profillerine bakarken de aynı gerginlik, aynı avuç içi terlemesi oluyor bende. sanki hala o ehliyet sınavındayım ve her an hata yapabilirim.
2015 yılıydı, ehliyeti yeni almışım, heyecanla eski kız arkadaşımın instagram'ına girmiştim. o zamanlar story falan yoktu, sadece fotoğraflar. bir fotoğrafında yeni aldığı bisikletle Bozcaada'da poz vermişti. benim aklıma takılan şey bisikletin markasıydı, bir de kaskının rengi. ben de o yıllarda hep bisiklet almayı düşünürdüm, hatta bir ara ehliyet kursundan artan parayla ikinci el bir bisiklet bakmıştım. o fotoğrafı görünce içimden "ulan, ben de alacaktım aynısından" diye geçirdim.
bir keresinde de ehliyet sınavında park ederken aklıma eski sevgilimin bir lafı gelmişti: "sen her şeyi son dakikaya bırakırsın." ne alaka diyeceksiniz, haklısınız. ama o an direksiyonu tam çevirip park etmeye çalışırken, o laf beynimde yankılanmıştı. aynı durum sosyal medyada da oluyor. bir fotoğrafını görüyorum, bir bakıyorum alakasız bir anı canlanmış kafamda. mesela geçen ay, eski bir sevgilimin profilinde yeni bir araba fotoğrafı gördüm, benim hep hayalim olan bir marka. hemen aklıma onunla ilk araba sürüş derslerimiz geldi, benim sürekli stop ettirmelerim, onun gülmeleri.
bu eski sevgili profillerine girip çıkmak, sanki şehir içinde sürekli aynı güzergahı kullanıp durmak gibi. bildiğin yollar, bildiğin virajlar ama her seferinde yeni bir detay yakalamaya çalışıyorsun. mesela onun 2018'de paylaştığı Kapadokya fotoğrafında, arka plandaki balonların hangi firmaya ait olduğunu bulmaya çalışmıştım. sanki o balonların markasını bilince, aramızdaki o görünmez bağ tekrar kurulacakmış gibi. ne saçma, değil mi? ama direksiyon başında bile bazen aynaya bakarken dalıp gittiğim oluyor, o da öyle bir şey. trafikteyken bile aklıma geliyor, acaba o da şimdi şehir içinde mi, hangi yollarda? bu stalklama işi, galiba bitmeyen bir sürüş dersi gibi.
00