2022'de İstanbul'a yerleşip emekli oldum, tabii ki SGK'nın o sonsuz kâğıt yığınlarıyla boğuşarak. İlk başvuruyu Ağustos ayında yaptım, Bağcılar'daki o kalabalık binada saatler geçirdim, önümdeki teyzenin elindeki poşetteki eski defterleri görünce, "Bunlar mı emeklilik dosyası olacak, yoksa hatıra koleksiyonu?" diye içimden geçirdim. Maaşım nihayet Eylül'de yattı, 7500 lira, ama ilk market alışverişinde gerçeklerle yüzleştim: Mahalle bakkalından aldığım ekmek, peynir ve bir kilo domates 250 lirayı buldu, kalanla ay sonuna kadar idare etmeye çalışmak komik bir macera.
Emeklilikte herkes Ege sahillerini hayal eder, ben de öyle sandım, ama İstanbul'un o trafik çilesinde emekli otobüsüne binmekle geçti günlerim. Geçen sene, Ekim ayında Moda sahiline indim, deniz kenarında bir simit yedim, fiyatı 10 lira, "Bu mu o huzurlu emeklilik hayatı?" diye gülesim geldi. Ekstra gelir bulmak şart, ben eski gümrük deneyimimle online satışlara daldım, mesela Çin'den gelen ucuz elektronik parçaları satmaya çalıştım, ama Kargo şirketi her seferinde gümrükte takılınca, "Emeklilikte de mi kargo derdim bitmiyor?" diye hayıflandım. 2023'te bir ayda ancak 1500 lira kazandım, onu da Amazon'dan gelen bir siparişle, markası Xiaomi olan bir telefon aksesuarıyla.
Sağlık meselesi ayrı bir facia, emekli olunca devlet hastanelerini mecburen seçiyorsun, ben 2023 kışında grip olunca Bakırköy Devlet Hastanesi'ne gittim, randevu için iki saat sıra bekledim, doktor "İlaç yazayım" dedi, eczanede 80 lira tuttu. O sırada eczacıya, "Emekli maaşıyla bu ilaçları almak mı, yoksa yeniden çalışmak mı daha mantıklı?" diye sordum, adam güldü sadece. Market masrafları da cabası, geçen ay 500 lira harcayıp sadece temel gıdalar alabildim, markası Bim olan ucuz peynirle idare ettim, ama tadı o kadar berbat ki, "Emekliliğin lezzeti buraya mı kaldı?" diye düşünmeden edemiyorsun.
Ekstra hobiler edinmeye çalıştım, mesela bahçede domates ekmeye başladım, 2022 sonbaharında tohumları 50 liraya aldım, bir yerel fidanlıktan. İlk hasadı Haziran 2023'te topladım, yaklaşık 5 kilo, ama sulamak için her gün su faturası 100 lirayı bulunca, "Emeklilikte tarım yapayım derken fatura çiftçisi oldum" diye iç çektim. Arkadaşlarım anlatır, "Avrupa'da emekli ol, tatil yap" diye, ama Türkiye'de durum farklı, ben geçen yaz Bodrum'a gitmeye niyetlendim, otobüs bileti 300 lira, oradaki otel fiyatları 2000 liradan aşağı değil, "Hayalimdeki emeklilik bu mu yani?" diye kendi kendime mırıldandım.
Maaşın yetmemesi yüzünden eski işlere döndüm, gümrük danışmanlığı yaptım, mesela bir müşteriye 2023'te Aras Kargo ile gelen bir paket için danışmanlık verdim, ücretim 500 lira oldu, ama bu seferlik. O parayla ancak ev kiramı ödedim, 1500 lira, kalanla faturalar gitti, "Emeklilikte danışmanlık mı yapacağım, yoksa gümrükte takılmaya devam?" diye sorguladım. Geçen ay marketten aldığım etin fiyatı 100 lira, ama kalitesi o kadar düşük ki, "Bu mudur emeklinin sofrası?" diye sinirleniyorum.
İstanbul'un pahalılığı cabası, 2023'te kira artışıyla karşılaştım, evim için yüzde 25 zam geldi, 1800 liraya çıktı, "Emekli olunca rahat edeyim diye beklerken, fiyatlar emekliliği yarış atı yaptı" diye düşündüm. Bir keresinde, Ocak 2024'te komşumla konuştum, o da emekli, "Benim maaş 6000 lira, ama yarısı faturalara" dedi, ben de ona, "Gümrükten gelen tecrübeyle söyliyim, bu sistemde emeklilik lüks değil, hayatta kalma savaşı" diye yanıt verdim. Ekstra gelir arayışları devam ediyor, mesela ben online platformlarda ürün satmaya devam ediyorum, bir seferinde 200 liralık bir satış yaptım, markası yerel bir tekstilci.
Emeklilik hayalleriyle gerçekler arasında sıkışıp kaldım, 2024'te hâlâ SGK'ya gidip gelmek zorunda kalıyorum, son ziyaretim Şubat ayında, dosyamdaki bir hatayı düzelttirmek için. Orada beklerken, etrafımdaki diğer emeklileri izliyorum, hepsi aynı dertte, "Bu mu emekliliğin ödülü?" diye içimden geçiriyorum. Market alışverişlerimde her seferinde hesap ediyorum, geçen hafta 400 lira harcadım, ama sadece temel ihtiyaçlar için, "Emekli maaşıyla bu fiyatlara ayak uydurmak, sihirbazlık istiyor" diye mırıldanıyorum. Sonuçta, Türkiye'de emekli olmak, beklediğin rahatlıktan ziyade, günlük mücadelelerle dolu bir serüven.
Benim gibi gümrükten gelenler için bile, emeklilikte ekstra işler şart, mesela ben geçen ay bir kargo firmasıyla anlaştım, 300 lira kazandım, ama yorgunluk cabası. 2023 yazında denize gitmeye çalıştım, ama yakıt masrafı 150 lira tuttu, "Emeklilik tatili mi bu, yoksa ceza mı?" diye düşündüm. Her ay sonunda bakıyorum, maaş 7500 lira, ama harcamalar 8000'i geçiyor, "Bu hesapta emeklilik değil, matematiğin oyunu" diye gülüyorum. Emekli olmanın gerçek yüzü, rakamlarla ve anılarımla dolu, ama her defasında bir sonraki ayı nasıl çevireceğimi hesaplamakla geçiyor.
İstanbul'un o kalabalık sokaklarında emekli gezmek, bana eski günleri hatırlatıyor, 2022'de ilk emekli günümde Taksim'e gittim, bir çay 15 lira, "Bu mu huzur?" diye sordum kendime. Arkadaşlarımla sohbet ederken, biri "Avrupa'da emekli olmalıydın" dedi, ben de, "Olm, ben Türkiye'de kaldım, gümrükte takılmak kaderim" diye yanıt verdim. Son zamanlarda, online alışverişten uzak durmaya çalışıyorum, çünkü gümrük masrafları emekli bütçesine darbe vuruyor, mesela geçen sipariş 100 lira, gümrük 50 lira ekledi. Emeklilik, hayallerimin aksine, hesap kitap mesaisi.
Her şey bir yana, emekli olunca zamanın bol olduğunu düşünürsün, ama ben 2024'te hâlâ ev işleriyle uğraşıyorum, mesela mutfak alışverişini her hafta yapıyorum, son seferde 350 lira harcadım, Bim'den aldıklarım yetmiyor. "Emeklilikte rahat edeyim derken, market kuyruklarında hayatımı geçiriyorum" diye hayıflanıyorum. Velhasıl, Türkiye'de emekli olmak, alaycı bir gerçeklik.
Emeklilikte herkes Ege sahillerini hayal eder, ben de öyle sandım, ama İstanbul'un o trafik çilesinde emekli otobüsüne binmekle geçti günlerim. Geçen sene, Ekim ayında Moda sahiline indim, deniz kenarında bir simit yedim, fiyatı 10 lira, "Bu mu o huzurlu emeklilik hayatı?" diye gülesim geldi. Ekstra gelir bulmak şart, ben eski gümrük deneyimimle online satışlara daldım, mesela Çin'den gelen ucuz elektronik parçaları satmaya çalıştım, ama Kargo şirketi her seferinde gümrükte takılınca, "Emeklilikte de mi kargo derdim bitmiyor?" diye hayıflandım. 2023'te bir ayda ancak 1500 lira kazandım, onu da Amazon'dan gelen bir siparişle, markası Xiaomi olan bir telefon aksesuarıyla.
Sağlık meselesi ayrı bir facia, emekli olunca devlet hastanelerini mecburen seçiyorsun, ben 2023 kışında grip olunca Bakırköy Devlet Hastanesi'ne gittim, randevu için iki saat sıra bekledim, doktor "İlaç yazayım" dedi, eczanede 80 lira tuttu. O sırada eczacıya, "Emekli maaşıyla bu ilaçları almak mı, yoksa yeniden çalışmak mı daha mantıklı?" diye sordum, adam güldü sadece. Market masrafları da cabası, geçen ay 500 lira harcayıp sadece temel gıdalar alabildim, markası Bim olan ucuz peynirle idare ettim, ama tadı o kadar berbat ki, "Emekliliğin lezzeti buraya mı kaldı?" diye düşünmeden edemiyorsun.
Ekstra hobiler edinmeye çalıştım, mesela bahçede domates ekmeye başladım, 2022 sonbaharında tohumları 50 liraya aldım, bir yerel fidanlıktan. İlk hasadı Haziran 2023'te topladım, yaklaşık 5 kilo, ama sulamak için her gün su faturası 100 lirayı bulunca, "Emeklilikte tarım yapayım derken fatura çiftçisi oldum" diye iç çektim. Arkadaşlarım anlatır, "Avrupa'da emekli ol, tatil yap" diye, ama Türkiye'de durum farklı, ben geçen yaz Bodrum'a gitmeye niyetlendim, otobüs bileti 300 lira, oradaki otel fiyatları 2000 liradan aşağı değil, "Hayalimdeki emeklilik bu mu yani?" diye kendi kendime mırıldandım.
Maaşın yetmemesi yüzünden eski işlere döndüm, gümrük danışmanlığı yaptım, mesela bir müşteriye 2023'te Aras Kargo ile gelen bir paket için danışmanlık verdim, ücretim 500 lira oldu, ama bu seferlik. O parayla ancak ev kiramı ödedim, 1500 lira, kalanla faturalar gitti, "Emeklilikte danışmanlık mı yapacağım, yoksa gümrükte takılmaya devam?" diye sorguladım. Geçen ay marketten aldığım etin fiyatı 100 lira, ama kalitesi o kadar düşük ki, "Bu mudur emeklinin sofrası?" diye sinirleniyorum.
İstanbul'un pahalılığı cabası, 2023'te kira artışıyla karşılaştım, evim için yüzde 25 zam geldi, 1800 liraya çıktı, "Emekli olunca rahat edeyim diye beklerken, fiyatlar emekliliği yarış atı yaptı" diye düşündüm. Bir keresinde, Ocak 2024'te komşumla konuştum, o da emekli, "Benim maaş 6000 lira, ama yarısı faturalara" dedi, ben de ona, "Gümrükten gelen tecrübeyle söyliyim, bu sistemde emeklilik lüks değil, hayatta kalma savaşı" diye yanıt verdim. Ekstra gelir arayışları devam ediyor, mesela ben online platformlarda ürün satmaya devam ediyorum, bir seferinde 200 liralık bir satış yaptım, markası yerel bir tekstilci.
Emeklilik hayalleriyle gerçekler arasında sıkışıp kaldım, 2024'te hâlâ SGK'ya gidip gelmek zorunda kalıyorum, son ziyaretim Şubat ayında, dosyamdaki bir hatayı düzelttirmek için. Orada beklerken, etrafımdaki diğer emeklileri izliyorum, hepsi aynı dertte, "Bu mu emekliliğin ödülü?" diye içimden geçiriyorum. Market alışverişlerimde her seferinde hesap ediyorum, geçen hafta 400 lira harcadım, ama sadece temel ihtiyaçlar için, "Emekli maaşıyla bu fiyatlara ayak uydurmak, sihirbazlık istiyor" diye mırıldanıyorum. Sonuçta, Türkiye'de emekli olmak, beklediğin rahatlıktan ziyade, günlük mücadelelerle dolu bir serüven.
Benim gibi gümrükten gelenler için bile, emeklilikte ekstra işler şart, mesela ben geçen ay bir kargo firmasıyla anlaştım, 300 lira kazandım, ama yorgunluk cabası. 2023 yazında denize gitmeye çalıştım, ama yakıt masrafı 150 lira tuttu, "Emeklilik tatili mi bu, yoksa ceza mı?" diye düşündüm. Her ay sonunda bakıyorum, maaş 7500 lira, ama harcamalar 8000'i geçiyor, "Bu hesapta emeklilik değil, matematiğin oyunu" diye gülüyorum. Emekli olmanın gerçek yüzü, rakamlarla ve anılarımla dolu, ama her defasında bir sonraki ayı nasıl çevireceğimi hesaplamakla geçiyor.
İstanbul'un o kalabalık sokaklarında emekli gezmek, bana eski günleri hatırlatıyor, 2022'de ilk emekli günümde Taksim'e gittim, bir çay 15 lira, "Bu mu huzur?" diye sordum kendime. Arkadaşlarımla sohbet ederken, biri "Avrupa'da emekli olmalıydın" dedi, ben de, "Olm, ben Türkiye'de kaldım, gümrükte takılmak kaderim" diye yanıt verdim. Son zamanlarda, online alışverişten uzak durmaya çalışıyorum, çünkü gümrük masrafları emekli bütçesine darbe vuruyor, mesela geçen sipariş 100 lira, gümrük 50 lira ekledi. Emeklilik, hayallerimin aksine, hesap kitap mesaisi.
Her şey bir yana, emekli olunca zamanın bol olduğunu düşünürsün, ama ben 2024'te hâlâ ev işleriyle uğraşıyorum, mesela mutfak alışverişini her hafta yapıyorum, son seferde 350 lira harcadım, Bim'den aldıklarım yetmiyor. "Emeklilikte rahat edeyim derken, market kuyruklarında hayatımı geçiriyorum" diye hayıflanıyorum. Velhasıl, Türkiye'de emekli olmak, alaycı bir gerçeklik.
00