Geçen ay eski bir gayrimenkul sözleşmesini okudum, "müştemilatı", "duhul hakkı", "intifa" gibi kelimeler sıralanıyordu. Hiçbirini bilmiyordum. Şimdi bu belgeler arşivde yatarken, dilimizden çekilen kelimeler de orada kalıyor. Dedem "mübarek", "münasip", "mühim" derken ben "güzel", "uygun", "önemli" diyorum. Aynı şeyi söylemek için farklı kelimeler seçmek fark yaratmıyor diye düşünürdüm ama yanılıyordum. "Meşakkat" sadece "zorluk" demek değil, içinde sabır ve dayanıklılık da var. "Müzayaka" ise sadece dar durum değil, sıkışmışlık hissi taşıyor. Türkiye'de 1950'lerde arsa satılırken insanlar "müştemilatıyla" yazıyordu, bugün aynı arsa "ek binasıyla" satılıyor. Kelime değişti, anlam kaldı, ama renk soldu. Lise kitaplarımızda bu kelimeleri Osmanlı Türkçesi diye öğrettiler, oysa sadece 70-80 sene önceydi. Babamın babası bunları günlük konuşmada kullanıyordu. Eski Türkçe kelimeleri unutmak nostalji meselesi değil; dilimizin renk paletinden renk silmek demek.
111