Geçen hafta İzmir'de Konak-Bornova metrosuna bindim, saat akşam altı. Vagonun kapısı açılır açılmaz bir koku duvarı çarptı. İnsanlar koltuklara sığmamış zaten, ortada ayakta tutunacak yer yok. Yanımdaki adam sırt çantasıyla üç kişilik alan kaplamış, ne omzunu çekiyor ne çantasını indiriyor. Ben bir yandan cebimden ulaşım kartını çıkarırken, diğer yandan ayakta kalmak için cambazlık yapıyorum. Bir durak sonra çocuk arabasıyla biri geldi, tekerlekleri benim ayakkabıya saplandı. Kimse yer vermiyor, herkes sağa sola bakıyor. İstanbul’da da aynısı başıma geldi, bu işin şehri yok. Klimalar çalışıyor ama nafile, içerideki sıcaklık ve gerginlik düşmüyor. Oturmanın lüks olduğu bir sistem, arkadan bastıran teyzeyle göz göze gelmemek de ayrı bir stres. Her seferinde yolculuk bitince sanki bir sınavdan çıkmış gibi yorgun hissediyorum.
130