Sabah saatlerinde Ankara EGO otobüslerine binmek, kesinlikle olimpiyat öncesi eleme turu gibi. Geçen ay, Kızılay’dan Bahçelievler'e gitmeye çalışırken kapıda sıkışıp kaldım, şoför “ilerleyelim” diye bağırıyor ama önümdeki adam pandemi döneminden kalma sosyal mesafe umuduyla direniyor. Direnç noktası tam omuz hizası, biraz ittim, beni suçlu ilan etti. Metroya geçince de yer bulmak için adeta sandalye kapmaca. Elimde laptop çantası, kafamda “Şu anda İstanbul’da olsam daha mı iyi olurdu?” sorusu. Ama biliyorum, orada da martı sesleriyle karışık birbirine yapışmış insan seli. Toplu taşıma dediğin, kendi kişisel alanının ne kadar hayali olduğunu yüzüne vuruyor.
00