İzmir’de 2016 yazı, sıcak 38 derece, Bostanlı’dan Konak’a vapur kuyruğu. O zamanlar öğrenci kartım vardı, cebimde 1,75 lira. Vapurun alt salonunda eski kırmızı plastik koltuklara oturmak riskliydi, terden yapışıp kalıyorsun. Herkesin elinde poşet, genellikle Migros ya da ŞOK. Bir adam, koltuğa simit susamı dökmüş, üstüne kimse oturmuyor. Yanımdaki teyze, “Kızım, cam aç da az hava girsin” dedi, ben de pencereyi açmaya çalıştım, ama o kadar sıkışık ki kolumu kıpırdatamadım. Kordon’u izlemeye çalışırken arada bir deniz kokusu gelirdi, o koku başka hiçbir yerde yok.
00